Köşe Yazıları

Zordur Kadın Olmak

Zordur kadin olmak! En ufak tartışma erkeklerin ses yükseltmesine, kıskançlık krizlerine dönüşebiliyor: erkekler öfkelerini; bağırarak, azarlayarak, bizi hiçe sayarak, vurduklarında bile gözlerimizin içine bakarak “severim de, döverim de… Zaten seni..

Zordur Kadın Olmak

Zordur kadin olmak!

En ufak tartışma erkeklerin ses yükseltmesine, kıskançlık krizlerine dönüşebiliyor: erkekler öfkelerini; bağırarak, azarlayarak, bizi hiçe sayarak, vurduklarında bile gözlerimizin içine bakarak “severim de, döverim de… Zaten seni sevdiğim için vurdum” diyerek mazur göstermek istiyorlar. Peki, şiddet ve sevgi bir arada olabilir mi?

Erken yaşta aile baskısıyla evlendirilen genç kızların, hayata yaşamak için değil de birilerinin köleliği için varmış gibi görülen kadınların isyanını dile getirmeye çalışmıştım. Demek ki yazmak yetmiyor. Zihniyetler bir yerde kilitli kalıyor.

Kadın olmak dünyada gerçekten zor. Gelin görün ki ülkemizde daha da zor. Her gün haberlerde bir kadın cinayeti duyarak güne başlar olduk. Neden diye soran var mı kendine? Evliliğe zorlanıyor erken yaşlarda, cinselliğe zorlanıyor. Bir erkeğe “hayır” dediği için bile tecavüz etmeyi “hak” gören erkek; istemediği cinsel ilişki için bile sevgileri sorgulanmıyor mu?

Erkeğin ”sana güveniyorum, çevrene güvenmiyorum”, “bu kıyafet vücut hatlarını fazla belli etmiyor mu?”, “arkadaşlarınla az görüşsen daha iyi olur” laflarıyla tercihlerimiz hep denetim altında. Kadının erkeği mutlu ettiğinde, kendisinin de mutlu olduğu söylemi, aşk adına kendimizden, kendi istek ve arzularımızdan vazgeçmek anlamına gelmiyor mu?

 

Kendisinden ayrılmak istedi diye, sevgili teklifini reddetti diye günde üç kadının öldürüldüğü, taciz, tecavüz ve kadın cinayeti davalarında, “seviyordum öldürdüm” diye savunma yapan erkeklere “haksız tahrik” indirimi uygulanıp cezaların indirildiği bu topraklarda; kadınlar evlerinde, bu ülkenin sokaklarında öldürülüyor, tecavüze uğruyor. Ancak bürokratların ilgisini bile çekmiyor. Kadına yönelik şiddetin faili erkekler ceza almak bir yana yargılanmıyor, hayatlarına devam ediyor. Bu konuda devlet, yargı ve kolluk kuvvetlerini harekete neden geçirmiyor.

Bize ask ve sevgi adına dayatılanları değişir umuduyla hep affetmemiz bekleniyor. Affetmek kendinden vazgeçişse affetmiyoruz! “Hayır” deme özgürlüğümüzün olduğu bir aşka “evet” diyoruz!

Egemenlik ve sevgi bir arada durur mu? Ya eşitsizlik, baskı, zorlama, yasaklama… Kıskançlık sevgiye dahil olabilir mi? Peki ya şiddet, taciz, tecavüz… Ölümle biten sevgi olabilir mi?

Hangi hediye hepsini unutturabilir?

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL