Köşe Yazıları

Meseleyi Okul Güvenliğine İndirmek, Şiddeti Meşrulaştırmaktır

    Son günlerde yaşanan üzücü olayların ardından çözüm olarak yine aynı öneriler dillendiriliyor: Okul girişlerine güvenlik görevlileri koyalım, öğrencileri, velileri ve öğretmenleri X-ray cihazlarından geçirelim, okul bahçelerini daha yüksek..

Meseleyi Okul Güvenliğine İndirmek, Şiddeti Meşrulaştırmaktır

 

 

Son günlerde yaşanan üzücü olayların ardından çözüm olarak yine aynı öneriler dillendiriliyor: Okul girişlerine güvenlik görevlileri koyalım, öğrencileri, velileri ve öğretmenleri X-ray cihazlarından geçirelim, okul bahçelerini daha yüksek korkuluklarla çevirelim… Çocuklara sürekli şiddete başvurmamaları gerektiğini anlatalım… Peki, bütün bunları yaptığımızda mesele gerçekten çözülmüş mü olacak?

 

Şiddet, bu toplumun bilinçaltında yer eden bir olgu. Sihirli bir değnek yok; birkaç güvenlik önlemiyle bu meseleyi ortadan kaldırmak mümkün değil. Okulların korkuluklarını yükselterek, kapılara güvenlik görevlileri yerleştirerek, X-ray cihazları kurarak şiddeti ortadan kaldırmış olmayız. Aksine, çocukların her gün içinden geçtiği ortamı bir güvenlik alanına dönüştürerek şiddetin varlığını sürekli hatırlatan bir atmosfer oluştururuz.

 

Gerçeği kabul etmek zorundayız: İçinde bulunduğumuz toplum, şiddetin farklı biçimlerine tanıklık eden bir toplumdur. Evde, mahallede, trafikte, sokakta şiddet varsa; okulun bundan tamamen bağımsız kalmasını beklemek hayatın olağan akışına aykırıdır. “Ben toplumdan farklıyım, benim çocuğum bu toplumun etkilerinden uzak yetişir.” demek çoğu zaman bir temenniden öteye geçmez. Çünkü birey, yaşadığı toplumun aynasıdır. Asıl belirleyici olan, ne söylediğimiz değil; bir kriz anında nasıl davrandığımızdır.

 

Bugün Kahramanmaraş’ta yaşanan olay, bu gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi. Yaşanan olay üzerinde uzunca bir süre durulması gereken bir meseledir. Olayın öncesi, ortaya çıkışı ve sonrası ayrı ayrı ve bir bütün olarak ele alınması gereken büyük bir vakadır.

 

Baba polis, anne öğretmen…Klasik anlamda biri toplumu korumakla ve önleyici tedbirler almakla görevli, diğeri eğitmekle sorumlu. Buna rağmen bir evde 5 silah ve 7 şarjörün bulunması, o evin adeta bir cephaneliğe dönüşmesi anlamına gelir. Devlet adına zamanında silah taşıyan bir meslek grubuna mensup bir kişinin evinde bu kadar silahın bulunması, üzerinde ciddi şekilde düşünülmesi gereken bir durumdur. Öte yandan bir öğretmenin, kendi çocuğunu engelleyemediği bir noktada velilere “Çocuklarınızı eğitin.” demesi de toplumda sorgulanan bir çelişki yaratmaktadır. Mesele yüzeysel değil derinlemesine ele alınması gereken bir vakadir.

 

Bugün konuşmamız gereken asıl mesele, okul kapılarına kaç güvenlik görevlisi konulacağı değildir. Asıl mesele, şiddetin toplum içinde nasıl bu kadar görünür ve sıradan halde olduğudur. Şiddeti yalnızca okul duvarları içinde çözmeye çalışmak, sorunun kaynağını görmezden gelmek anlamına gelir.

 

Şiddetin azalması, ancak uzun vadeli bir toplumsal dönüşümle mümkündür. Bu dönüşüm; ailede başlayan, okulda pekişen, mahallede ve toplumun tüm katmanlarında ve devlet kademelerinde desteklenen bir süreç olmalıdır. Belki yıllar, belki de nesiller sürecek bir çabanın sonucunda gerçek bir değişim sağlanabilir.

 

Unutmamak gerekir ki hiçbir davranış bir anda ortaya çıkmaz. Her tutum, her tepki, insanın içinde yıllar boyunca birikir ve uygun bir anda kendini gösterir. Bu nedenle çözümü yalnızca güvenlik önlemlerinde aramak, sorunun derinliğini küçümsemek olur. Gerçek çözüm, toplumun kendi aynasına bakmasıyla ve yüzleşmesiyle başlayacaktır.

 

Üzeyir Ergül

Konuk Yazar

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL