Her eğitim yılı başında sergilenen o bildik tiyatro yine sahnede: TYP (Toplum Yararına Program). Adı üstünde “toplum yararına” ama içinde ne süreklilik var ne de gerçek bir istihdam. Milli Eğitim..
Her eğitim yılı başında sergilenen o bildik tiyatro yine sahnede: TYP (Toplum Yararına Program). Adı üstünde “toplum yararına” ama içinde ne süreklilik var ne de gerçek bir istihdam. Milli Eğitim Bakanlığı, okulların en hayati damarları olan temizlik ve güvenliği, İŞKUR’un kura torbasına hapsederek adeta bir “şans oyunu” oynuyor.
Açık konuşalım; bu bir istihdam projesi değil, istatistik makyajıdır! İşsizlik rakamlarını geçici olarak kağıt üzerinde düşürmek için on binlerce insanı dokuz aylığına “mevsimlik işçi” gibi okullara doldurup, sonra kapının önüne koymanın neresi “toplum yararınadır”?
Okul koridorları, tuvaletler, sınıflar… Çocuklarımızın sağlığı bir kura sonucuna, bir personelin dokuz aylık sabrına emanet edilebilir mi? Tam işi öğrenen, okulun düzenini kavrayan personeli “süren doldu” diyerek kapı dışarı etmek, devlet ciddiyetiyle bağdaşmaz. Her yıl değişen personelle hijyen sağlanmaz, sadece kirlilik ötelenir. MEB, temizlik personeli alımını asli bir görev değil, bir “yük” olarak gördüğü sürece okullarımız mikrop yuvası olmaya adaydır.
Bir okulun kapısına, orayı evi gibi benimsemeyen, dokuz ay sonra işsiz kalacağını bilen birini “güvenlik” diye dikmek, en hafif tabiriyle aymazlıktır. Okul güvenliği uzmanlık ister, aidiyet ister, süreklilik ister. Çocuklarımızı kimin koruyacağını bir torbanın içinden çıkan kağıtlar mı belirleyecek? Bu sistem, okulları dışarıdan gelebilecek her türlü tehlikeye karşı savunmasız bırakıyor.
TYP adı altındaki bu sistem, aslında bir “modern kölelik” düzenidir. Kıdem tazminatı yok, gelecek güvencesi yok, kadro umudu yok! İnsanları kısa süreliğine işe alıp, seçim dönemlerinde veya istatistik ihtiyaçlarında birer rakama indirgemek emeğe hakarettir. Ayrıca yerel düzeyde bu kontenjanların nasıl dağıtıldığı, hangi “yakınların” o listelere girdiği de hepimizin malumu olan bir “açık sır” değil mi?
Eğitim, geçici çözümlerle, yama bohçasına dönmüş projelerle yönetilemez. Okulların ihtiyacı olan şey; İŞKUR’un insafına bırakılmış geçici elemanlar değil, özlük hakları verilmiş kadrolu temizlik ve güvenlik personelleridir. MEB, asli görevini taşerona ve geçici projelere ihale ederek sorumluluktan kaçamaz. Çocuklarımızın sağlığı ve güvenliği, sizin istatistik oyunlarınızdan çok daha değerlidir. Bu “emanet” düzene son verin; okulları torba yasalarla değil, liyakatli kadrolarla yönetin!
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)