Köşe Yazıları Nihat Coşkun

YEREL SİYASETTEKİ SUSKUNLUK FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK Mİ “VARDIĞIMIZ BAHAR GEÇTİĞİMİZ FIRTINALARA DEĞMELİ “

Dünya döndükçe insanlığın hedefleri değişiyor. Bedeller ödenerek yürünen o insanlık yolunda belirlediğimiz öncelikler bazan ödediğimiz bedellere değmiyor. Her insanın bir hikayesi olduğu gibi her toplumunda öncelikli talepleri yaşantıyı belirliyor. Belirlediğimiz..

YEREL SİYASETTEKİ SUSKUNLUK FIRTINA ÖNCESİ SESSİZLİK Mİ “VARDIĞIMIZ BAHAR GEÇTİĞİMİZ FIRTINALARA DEĞMELİ  “

Dünya döndükçe insanlığın hedefleri değişiyor. Bedeller ödenerek yürünen o insanlık yolunda belirlediğimiz öncelikler bazan ödediğimiz bedellere değmiyor. Her insanın bir hikayesi olduğu gibi her toplumunda öncelikli talepleri yaşantıyı belirliyor.
Belirlediğimiz her hedefin yaşantımıza olan etkilerini iyi okumakta fayda var. Maalesef ki toplumun belli bir kesiminin belirlediği öncelikler bütün toplumu buğranlara veya güzel günlere taşıma özelliği taşıyor. Kanaat önderliği yapanların kullandıkları dil, üslup, üslubun ne için belirlendiği düşünüldüğünde bazan bireysel menfaatlerinin toplumun dokusuna zarar vererek ilerlediğini görmek mümkün. Bireysel hedefleri için izledikleri saldırgan, ahlak dokusunu parçalayan tarzları ile çürümüşlüğün en dibine doğru kitleleri şekillendirebiliyor.

İlerlemenin temel niteliği yürünecek yoldaki hedeflerin belirlenmesi. Belirlenen hedeflerin, başarıların geçilen fırtınalardan çok daha büyük olması gerekiyor. Hedefler için her şeyi göze alanların sonuçta ulaşacakları hedefin, katlandıklarından daha küçük olması boşa harcanan zamanı ve insanı ortaya koyuyor.

Siyasetin toplumun refahı ve huzuru için olduğu söylense de bunu hissedemiyoruz. Artan yoksulluk, küçülen lokmalar, gelecek kaygısı büyüyüp çığ oluyor. Çözüm bulması gerekenlerin suskunluklarından anlıyoruz ki bu kaygıları hissedemiyorlar içlerinde. Merkezi siyaset bütün hızıyla ulusal düzeyde tartışmalar sürdüre dursun yerel siyaset üç maymunu oynayarak bana dokunmayan yılan bin yaşasın diyor. Birbirini izleyen merkezi tartışmalarda mülteci sorunu, suriye, zamlar,değişen eğitim sistemi, sağlıkçıların durumu tartışılmaya devam ededursun yerel siyaset uzun ve derin uykusundan bir türlü uyanmıyor. Bu sessizlik bu vurdumduymazlık siyasete olan güveni sürekli bitiriyor. Seçimden seçime sürdürülen büyük savaşlar yer altına çekilerek gruplaşmalarla sürdürülüyor yeni seçim dönemine. Burada halk olarak sormamız gereken ise siyaseti kim için ve ne için yapıyorsunuz. Pazarda pazarcının halini görmeyen , esnafı işi olmayınca ziyaret etmeyen uyuyan siyasetin ne zaman uyanacağını aslında biliyoruz. Ne zaman ki seçimlerde hedefi olanlar varsa o gün o toprağın altında kör, sağı, dilsiz siyaset hortlayacak yine. Yerel siyasette fırtına seçim zamanı yine halkı vuracak. Yerelden baktığımızda klasikleşmiş ziyaretler dışında asıl çalışma gruplaşmalardaki pazarlıklarda sürüyor. Biri çıkıp ta demiyor ki bu Didim’liler nasıl yaşıyor. Esnaf ne durumda, emekliler ne yapıyor.

İlginç olan seçimler daha yeni bitmiş olmasına karşın en aktif olan belediye başkanı Hatice Gencay. Makamında bulamayanların söylendiği Hatice Gencay sahada aktif şekilde çalışıyor. Genelde seçim öncesi gül cemalini gördüğümüz başkanların tersine Gencay her an sokakta mesaisini harcıyor. İlerleyen günlerde, seçim yaklaştıkça birlikte göreceğiz ki sokağı bilmeyenler yine anti propagandalarla siyasi çalışma yapacaklar. Artık zor ağalar at terli, bu oyunu yemeyeli çok oldu. Geçtiğimiz fırtınalardan öğrendik ki bedelini ödeyenler baharı düşleyebilirler.

Didim’e kadın eli değdi. Nakış nakış işlenen emeğin farkında olacak Didim’liler. Eskimiş siyasi anlayışınız ile seçimden seçime gördüklerimize bu kentin kadınları kırmızı kart gösterecek. Geçmiş dönem siyasetinden payımıza da düşenlerden anladık ki seçilebilmek için her şeyi yapabilenler artık boy veremeyecekler bu bahara..

Bu bahar emeğin, bu bahar halkın yanında olanların baharı olacak.

Köşe Yazısı: Nihat Coşkun

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL