Köşe Yazıları

Seçim Kimin?

Siyasetin adliye koridorlarında, mahkeme salonlarında yazılan senaryolarla dizayn edilmeye çalışıldığı, demokrasinin teknik detaylar boğazında boğulmak istendiği karanlık ve kaygı verici bir virajdan geçiyoruz. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Olağan..

Seçim Kimin?

Siyasetin adliye koridorlarında, mahkeme salonlarında yazılan senaryolarla dizayn edilmeye çalışıldığı, demokrasinin teknik detaylar boğazında boğulmak istendiği karanlık ve kaygı verici bir virajdan geçiyoruz. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin CHP’nin 38. Olağan Kurultayı’na yönelik verdiği o meşhur “mutlak butlan” kararı, sarsıntısını yalnızca genel merkez koridorlarında ya da büyükşehirlerin elit lobilerinde hissettirmekle kalmıyor; dalga dalga yayılıp yerelde, partinin en dinamik, en kılcal damarlarını, yani örgütlerini vuruyor. Bu yıkıcı dalganın son ve en somut kurbanı, Didim CHP Kadın Kolları Başkanı Gülcan Doğan oldu.

​Gülcan Doğan’ın “mutlak butlan” gerekçe gösterilerek görevden alınması, sadece sıradan bir yerel tasarruf, basit bir idari işlem ya da tüzük maddelerinin soğuk birer uygulaması olarak geçiştirilemez.

Genel merkez düzeyinde yaşanan ve yapısal krizlere yol açan “hukuki kaos”, ne yazık ki yerelde birilerinin iktidar devşirme aparatına dönüşmüş durumda. Hukukun arkasından dolanarak, mahkeme kararlarının yarattığı gri alanları fırsat bilerek örgütlerin hafızası, emektarları ve dik duran sesleri adeta birer birer tırpanlanıyor. “Mutlak butlan” gibi halkın gündelik yaşamında hiçbir karşılığı olmayan, tamamen teknik ve hukuki kılıfların arkasına sığınarak yapılan bu operasyonlar, tabanın sesini kısmaktan ve örgüt içi demokrasiyi katletmekten başka hiçbir amaca hizmet etmiyor.

Gülcan Doğan’ın görevden alınması, Didim’de yalnızca isim tabelasının değişmesi anlamına gelmez; bu karar, kadın mücadelesinin, liyakatin ve yerel örgüt bağımsızlığının cezalandırılmasıdır.

Cumhuriyet Halk Partisi, kendi yarattığı ya da üzerine sistem eliyle dayatılan bu hukuki girdabın içinde boğulmayı kesin bir dille reddetmek zorundadır. Tepeden inme kararlarla, hukuki boşlukları ve usul tartışmalarını fırsat bilip yerelde güç devşirmeye, kendine dikensiz gül bahçesi yaratmaya çalışanlar, aslında en büyük zararı bizzat üyesi oldukları partinin geleceğine vermektedir. Kendi örgütünü tasfiye ederek büyüyen bir siyasi hareket tarih boyunca görülmemiştir.

​Didim Kadın Kolları’nda sahnelenen bu haksız ve hukuksuz görevden alma süreci, örgüt vicdanında çok derin ve kolay kapanmayacak bir yara açmıştır. Unutulmamalıdır ki; kendi örgütüyle, kendi kadınıyla, kendi emektarıyla savaşanlar, yarın seçim meydanlarında yüz yüze bakacak, broşür dağıtacak, sandık bekleyecek tek bir insan bile bulamazlar. Siyaset; adliye koridorlarında tescillenen kağıt parçalarıyla değil, sokakta inançla ve liyakatle yapılır.

​Gülcan Doğan’a ve onun şahsında tüm emekçi kadınların iradesine yapılan bu haksız müdahaleyi kabul etmek, buna sessiz kalmak mümkün değildir. Bugün bu adaletsizliğe gözlerini kapatıp susanlar, yarın tasfiye sırasının kendi kapılarına dayanmasını beklemekten başka bir şey yapmamış olacaklardır.

Bu karar, kadın kollarının emeğine, yerelde tırnaklarıyla siyaset üretenlerin iradesine vurulmuş açık bir darbedir.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL