3 Haziran, her gün kullandığımız pek çok sözcüğe sihirli anlamlar katan büyük şair Nazım Hikmet’in ölüm yıldönümü! Burada doğmuş, şairliğe burada adım atmış ama çok sevdiği Türkiye’sinden uzakta hayata gözlerini..
3 Haziran, her gün kullandığımız pek çok sözcüğe sihirli anlamlar katan büyük şair Nazım Hikmet’in ölüm yıldönümü! Burada doğmuş, şairliğe burada adım atmış ama çok sevdiği Türkiye’sinden uzakta hayata gözlerini yummuştu.
Memleket sevgisi ve hasretiyle, duruşu ve aşklarıyla hem ülke hem edebiyat tarihimize adını yazdırmış dünya edebiyatından en büyük şairleri arasında yer alan Mavi Gözlü Dev, usta şair Nazım Hikmet’i sadece ölüm yıldönümlerinde yad etmiyoruz, etmeyeceğiz elbette ki. Bugün kalpleri Nazım atan Nazım’ı konuşur, aşkı konuşur.
Nazım’ın hayatını izlesek bin kez gözyaşı dökeriz, bin kez hüzünleniriz, bin kez de gurur duyarız bu ülkenin çocuğu olarak.
Belki de bu yüzden “Kırk günlük yolda yaprak kımıldasa / Sen ürpermelisin içerde” şeklinde dizeleştirmişti hassasiyetini.
SEVERMİŞ MEĞER!
O dünyanın en ücra köşesinde olup bitenlere bu kadar yakınlaştıkça, bu ülkenin gücü yetenleri, o’nu kendi memleketinden uzakta tutabilmek için her yolu denemişlerdi. Ne yaptılarsa Nazım’ı ne insanlık ayıbına karşı dile gelmekten alıkoyabilmişlerdi ne de memleketini sevmekten. Bir yandan, “dünkü hava akınında ölenlerin/ yüz kadarı beş yaşından aşağı,/yirmi dördü emzikte…” demişti. Öte yandan “ Memleketim, memleketim, memleketim,/ ne kasketim kaldı senin ora işi/ ne yollarını taşımış ayakkabım,” dizeleriyle de Türkiye’ye olan hasretini dizelemişti.
KADİR BİLMEK!
“Beygirden biraz uzun, kargadan biraz kısa” ömrünü yaşarken kadrini bilememiştik. Şimdi anlıyoruz ki hem şairliğinin derinliğini hem yurtseverliğinin boyutunu. Ömrü boyunca Nazım’ın sahip olduğu dünya görüşüne düşman olanlar bile son günlerinde Nazım’a başvurmuş; şu dörtlüğü okumuştu: “ Dörtnala gelip Uzak Asya’dan Akdeniz’e bir kısrak gibi uzanan bu memleket bizim.” Biz ise asla yarım bırakmadık bu şiiri. Zira memleketi memleket yapan, uğruna ölünen, özlenen ve de sahip çıkılan giz, şu dizelerinde saklıdır:
“Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine
Bu hasret bizim.”
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)