Köşe Yazıları

KADIN

“ Allah’ın sopası” dediğimiz de insanın ta kendisi. İnsan insanla cezalandırılıyor. Belki dogmatik bir düşünce olacak ama bu görüşe karşı en ufak bir tereddüt kalmadı bendenizde. Hayatta öğrenmemiz gereken bir..

KADIN

“ Allah’ın sopası” dediğimiz de insanın ta kendisi. İnsan insanla cezalandırılıyor. Belki dogmatik bir düşünce olacak ama bu görüşe karşı en ufak bir tereddüt kalmadı bendenizde.

Hayatta öğrenmemiz gereken bir ders mi var? Öğrenmemekte ısrarlı mısınız? Hayatın kurallarına karşı mı çıkıyorsunuz? Hayır  “ Ben ol dedim, olacak” mı diyorsunuz? İşte tam burada “hayatın sopası” devreye giriyor. Artık “kim öle, kim kala” , ne kadar derse ihtiyacınız varsa tepe tepe cezalandırılıyorsunuz. Tüm bunları bu dünyada yaşıyorsunuz ve bunları size yaşatan da hayatınızdaki kişiler oluyor. İnsan insanla cezalandırılıyor ve hiç kimse tesadüf eseri karşımıza çıkmıyor.

Milletlerin ayrılma hakkını tartışıp duruyoruz ama ülkemizde daha kadın hakları korunamıyor. Kadınların hakları garanti altına alınmış değil.

O kadınlar ki, geleneklerin, göreneklerin, feodal ahlakın cehenneme çevirdiği hayatlarından bir çıkış kapısı arıyorlar. Sevmenin ölümle cezalandırılan bir suç olmadığı, kadınında haklarını görebildiği, kadın ve erkeğin eşit olarak katıldığı bir dünyanın varlığını öğrenmek gibi. Artık eskisi kadar küçük olmayan dünyalarına TV ekranlarından, radyolardan, gazetelerden sızan özgürlük ışığını görüyor, o ışığa ulaşmak istiyorlar.

O kadınlar ki, tarih boyunca kendilerine biçilen role uyum sağlayamadıkları için deliren, intihar eden, lanetli diye yakılan hemcinslerinin yanına gittiler. Birer özgürlük şehidi olarak…

Şimdi hepimiz soralım: Kadın cinayetleri her geçen yıl neden artış göstermekte? Sebebi nedir? Arka planında hayatın gidişini durdurmaya çalışan, suları tersine akıtmaya çalışan erkeklerin büyük çaresizliği de yok mu?

Dünya değişiyor ve her gün daha çok kadın kendisine biçilen role, kader diye dayatılan kölelik düzenine, itaat beklentisine kafa tutuyor. Köleler başkaldırmadıkça köle sahiplerinin zalim yüzü çıkmaz ortaya.  Her akşam eve dönünce bir posta dayak atan kocayla bir ömür geçirmenin kaderi olmadığını düşünmeye başlıyor. İşte bu rest can evinden vuruyor erkeği. Çünkü o, dövse de,sövse de kendisini asla bırakamayacak bir kadına sahip olma hayaliyle büyümüş. Kendisin bu güce sahip olacağı hayaliyle evlenmiş. Şimdi o kadın oyunbozanlık yapıyor.  Kadının varlığıyla o ev, erkeğin tek iktidar alanı. Kendini güçlü hissedebilmesi için,  istediği zaman sevip istediği zaman döveceği ve kayıtsız şartsız hükmedeceği bir kadına ihtiyacı var.  Ve bunu “sevgi” sanıyor.

“Kocandır, döver de sever de, evine dön. Aman yuva yıkılmasın ” diye gönderir aile büyükleri, mahkemedeki yargıç sözde pişman olmuş dayakçı kocaları tutuksuz yargılama kararı verip şiddetin kol gezdiği o eve geri gönderirler. Birçok kadın pes ediyor yorgun adımlarla köleliğine geri dönüyor, pes etmeyenler ise ışığa kavuşmayı başarmanın gururunu yaşıyor.

Yeter Şirin Yılmaz

 

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL