15 Mayıs’ın yorucu sıcaklığında uyandım. Ben insan düşüncesinin, dünya ile kurduğu mistik ilişkiye takılmışımdır. Sanki onsuz sözümüz yokmuş gibi… Kızarmış tavuk pirzolasının renginden geliyor aklıma. Bilincimin derinliklerinden çağırıyorum. Öyle kahverengi…..
15 Mayıs’ın yorucu sıcaklığında uyandım. Ben insan düşüncesinin, dünya ile kurduğu mistik ilişkiye takılmışımdır. Sanki onsuz sözümüz yokmuş gibi… Kızarmış tavuk pirzolasının renginden geliyor aklıma. Bilincimin derinliklerinden çağırıyorum. Öyle kahverengi… İçeriye giriyor delikanlı. Ne kadar basitse o kadar zor… Hem var hem yok… Bu yazılanlar da olmasa ne yapardım?
Emekten gelen yorgunluğum güç veriyor bana. Sabah’ın altısında kalkmak isterken Dokuzda kalkıyorum. Pişmanlık duygusu hafif geliyor bana. Dostumun gül cemalini görüyorum;
“Kusura bakma sabah uyanamadım.”
Sevecenlik bu kadar mı yakışır bir insana ?
“Merak etme sen. Biz hazırız!”
O anlık huzur, tekrar içeriye giren delikanlıyı hatırlatıyor bana. Kavruk teni dosta benzer. Kıvırcık ve kabarık saçları, dolgun dudaklarıyla Rio De Jeneiro’nun gettolarından gelmiş gibiydi. Narenciye bahçelerinden, okyanus ötesine uzanan, yitik kıtaların yitik askeri gibi… Babası daha dün kabile şefinin oğluydu savanın otlaklarında. Santa Maria adlı gemiyle getirdiler onu Managua Körfezine. Zırhlı İspanyol Askerlerinin keskin mızrakları ve ateşli arkebüzlerinin arasında, sol omzuna kafese kapatılmış kara bir panter gibi doğdu güneş. Öylesine hırçın, öylesine zabtedilmez… iki adım ötesinde anası yağmur ormanları… Beyaz atlı Kolomb’un kırbacından kaçarak daldılar, geceleri karanlığa saklanan devasa sivrisinekler eşliğinde, uçsuz bucaksız ormana.
Şöyle bir baktım kabarık saçlı delikanlıya:
“Merhaba sevgili dostum. Nasılsın?”
“Nasıl olayım işte! işten çıktım artık.”
“Hayırdır?”
“ Ya bölge sorumlusu geldi küfür etti personelin yanında. Kendimi zor tuttum valla!”
“Dövsen sen suçlu olursun değil mi? Seni Kod 29’dan, kod 49’ dan atarlar, kıdem tazminatını da vermezler.”
“ Yok öyle yapmam. Ben daha önceden deneyimliyim. A101’ de de çalıştım ben. Orda mağaza sorumlusunu dövdüm hiçbir şey alamadım. Bu defa yemez!”
“Aslında iş yerlerinde, işçi komiteleri olması lazım. Bu tarz durumları sadece patronların eline bırakmak çok saçma. Patron tek başına karar veremeyecek.”
Basitmiş gibi söyleyivermiştim. O ise iç çekti;
“Nerede o günler ya?”
Böyle şeyleri söylediğimde çok suçlu hissederdim kendimi. Masal anlatıyormuşcasına… Nikaragualı Sandanist gerillasına benzeyen, bağrı açık campesinonun, iki yakasının arasında parlayan o altın kolyeyi gördüm: üç hilal! Benim hayallerime, benim hasretime iç çekmişti.
Akın akın seçim sandığına koşuyordu insanlar. Genç, yaşlı, çoluk çocuk demeden gelen insanlar. Değişime inanan güzel insanlar. Değişim ise kızamık gibi, boğmaca gibi, kabakulak bir hastalık… Her insanın geçirmesi gereken, onun varlığını güçlendiren hastalıklar; çocukluk hastalıkları. Girit’li bir balıkçıyı andıran, burma bıyıklı yaşlı bir adam sandık başkanı ile tartışıyordu. Sokuldum yanına;
“Hayırdır Amca! Neden tartışıyorsunuz?”
“Benim Hanım ameliyatlı dördüncü kata çıkamıyor.”
Okulun bahçesinde ne bir ambulans ne de bir sağlık ekibi bulunuyordu. Ülkenin üstüne karabulut gibi çöken kara gömleklilerin, kara gözlüklülerin arasından sıyrılarak çıktık, aldık kadıncağızı. Ancak kadının yaşlı bacakları yürümesine izin vermiyordu. İki adımda bir “anam belim belim belim… anam belim belim belim…!”. Sen yeryüzünün çocuğusun dedim kendi kendime. Yeryüzünün çocukları mavi gökyüzüne isyan eder ve yaşam fışkırır. O anda yüklendi Managualı delikanlı sedyenin tekerine. Bir ucunda o, bir ucunda ben ve diğerleri, çıktık okulun en son katına.
“Biz! Buraya hesap sormaya geldik alın yazımıza. Gerekirse alın yazımıza bile hesap sorarız!”
“Biz campesinoyuz! Yani çiftçiyiz. Oraktan öte mülkümüz yok bizim. Parsel parsel satsanız da orman orman yaksanız da, buradayız!”
Teşekkürler ederek uğurluyor beni ve o gün bugündür biraz daha öğrendik Ali Cengiz oyununu, bir kez daha bilendik sahtekâra, riyakâra ve hırsıza. Bir dahaki sefere omuz omuza verip yıkacağız bu köhne düzeni.
ARİF ANIL GÜLEÇ
17.05.2023
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)