Köşe Yazıları

ATATÜRK’Ü ANARKEN

Bugün yine tıpkı daha önce Mayıslarda olduğu gibi gün boyu Atatürk’ü konuşacağız. Gazetelerin en tepesinde, ana haber bültenlerinin manşetlerinde, işyerlerinin vitrinlerinde hep Atatürk olacak. çoğunluk alkışlayacak, birileri de buna kızmaya..

ATATÜRK’Ü ANARKEN

Bugün yine tıpkı daha önce Mayıslarda olduğu gibi gün boyu Atatürk’ü konuşacağız. Gazetelerin en tepesinde, ana haber bültenlerinin manşetlerinde, işyerlerinin vitrinlerinde hep Atatürk olacak. çoğunluk alkışlayacak, birileri de buna kızmaya devam edecek…

Saat dokuzu beş geçe araçlar kornalarını çalmaya başlayacak, bayraklar yarıya inecek vatandaşlar da saygı duruşunda bulunacak. Anıtkabir yine dolup taşacak… Pazar gününe denk gelmesiyle yine her yerde aynı saygı ve sevgi var olacak.

Peki, aradan geçen onca sürede, kendisini yeterince algılayabildik mi? Evet demek o kadar zor ki!.. e Ne sevenleri ve kendisine toz kondurmayanlar onu yeterince anladı ne de ismini duyunca tüyleri diken diken olanlar… Oysa onu tanımak hiç de zor değildi. Bırakın söylemlerini, yaptıklarına bakmamız yeter de artardı. Onu bile yapmadık.

Ve bir gün olsun , “ Peki o olmasaydı, yaptıklarını yapmasaydı, şu anda hangi noktada olurduk?”  sorusunu kendimize hiç sormadık. Sorsak da üzerinde durmadık. Dursak da bunu başkalarıyla paylaşmadık… Atatürk’e borcumuz bitmez ama yaşasaydı borcumuzu her gün yüzümüze de vurmazdı. Sahiden başını kaldırıp bir baksa, o gittiğinden beri verilmiş hizmetleri ve eserleri elbet çok takdir ederdi ama kaybettiklerimiz için de hayıflanırdı mutlaka.

Ölümünün üzerinden onca yıla rağmen hiç tanışmadığı, hiç görmediği insanların bedenine imzasını atan bir başka lider var mı dünyada? Çağdaş uygarlık yolunda atılan her adımda Mustafa Kemal Atatürk’ün koyduğu ilkeler var. Geriye, karanlığa yönelen her adımda da onun yokluğu… “ Yalnız bana değil, sana da.. Yalnız burada değil, orada da… Yalnız şimdi değil, yarın da.. .” Bugün ve her gün Mustafa Kemal Atatürk benimle.

Memleketimin güzel kadınları, giydirin çocuklarınızı güzel güzel. Doğum günüdür bugün. Cumhuriyet dediğin korkak babalar tarafından kaybedilir, yürekli evlatları tarafından geri alınır. Mustafa Kemal elbette ki ilelebet payidardır.

Gafil, hangi üç asır, hangi on asır
Tuna yalıları Türk diyarıdır.
Ne vakitten beridir diyemem bilemem
Bilinen tarihler bilemez bunu
Onun söylenmesi asıl tarihe kaldı.
Odur söyleyecek doğrulukları.
Dinleyin sesini asıl tarihin:
Eğri tarihi gömüp doğru tarihe gidin!

Nehirlerdir Türk’ün şaşmaz mühendisleri,
Her nehir Türk’ü bilir ve Türk bilir her nehri,
Tuna’nın kıyısından gitti eski Türk,
Geçti eski Türk, Tuna’yı da yararak,
Kaç defa, hangi defa sormayınız nafile,
Bilemez tarih bile.
Tarih güdük, sökün büyük,
Sayılmaz, sayılmaz bu sökün:
O kadar çok Tuna’dan geçtiği günlerde Türk’ün.
Tuna’nın üstü, Tuna’nın altı,
Olmuştu daima Türk’ün vatanı,
Tuna’ya ruh oldu, Tuna’da yatan Türk,
Tuna yalnız vatan değil, yeni vatanlara
Türk’ü götüren eski bir yoldur Tuna
Türk o yolla gitti batı eline,
Orada rastladı bin bir ellere.
Hepsini yapmak istedi adam,
Gerçi çok muvaffak oldu çabalayışta.
Fakat kendisi çekildi Alp’ler üstüne!
Gördüğü manzara garipti O’nun;
Çok “insanım” diyenler adam olmuştu,
Alp’ler tepesinde Türküm diyenler,
Adam olmayanlara hayret ettiler!
Onlar biziz biz onlarız;
Onlara bağırdan bağırarak taparız,
Türkler atalarına taparlar,
Onlar biziz, biz onlar:
Doğudan gelen biz, batıda yine biz,
Nerde olsa, ne olsa kendimizi biliriz.”

Bir Atatürk şiiriyle sonlandırmak isterken, tek mısrasında bile adı geçmiyor. Geçmiyor, çünkü bu mısralar iddiaya göre bizzat Atatürk’ün kendisine ait.

 

 

Yeter Şirin Yılmaz

 

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL