Köşe Yazıları

Adı Yok Kadının

  Hemen hemen her gün kadına yönelik bir şiddet, bir kadın cinayeti, vahşi bir tecavüz haberiyle sarsılıyoruz. Yerli yabancı fark etmiyor, ülkemizde kadına yönelen şiddetten herkes nasibini alıyor. Ürkütücü olan..

Adı Yok Kadının

 

Hemen hemen her gün kadına yönelik bir şiddet, bir kadın cinayeti, vahşi bir tecavüz haberiyle sarsılıyoruz. Yerli yabancı fark etmiyor, ülkemizde kadına yönelen şiddetten herkes nasibini alıyor. Ürkütücü olan ise toplumun sıradan şiddet ve tecavüz olaylarına karşı artık duyarlılığını yitirmiş olması. Ancak vahşet, canilik, vs. olduğu zaman sesler yükseliyor ve yine maalesef kısa süre içinde unutulup gidiyor. Ta ki kurbanını hunharca öldüren kişinin iyi hal indirimi, tahrik indirimi aldığını okuyup tekrar sinirlenene kadar. İç güvenlik paketiyle sapan taşıyanın, bilye taşıyanın, maske takanın gözünün yaşına bakmayan devletimizden kadınlara karşı işlenen suçlar konusunda da bir adım atmasını beklemek en büyük hakkımız.

 

Ama hala sosyal medyada bir futbolcunun attığı gol için; “adam gol atmadı resmen tecavüz etti abi!” gibi yorumlar yazabiliyoruz. Tecavüz normalleştirilecek bir konu değil, mizah konusu yapılacak bir olgu da değil. Siz belki kendinizi şaka yaptım diye savunabiliyorsunuz ancak tecavüzün günlük dile böyle girmesi bazı yarım akıllıların beyninde onu normalleştiriyor ve günlük hayatın bir parçası haline getiriyor. Bu sefer de sosyal medyalarda okuyoruz, “kadın mini etek giymiş”, “kadının o saatte orada ne işi varmış”, “tamam tecavüz kötü ama….” türünden saçmalıklarla doluyor ortalık. Arkadaşlar “Tecavüz bir şiddet biçimidir ve hiçbir şey bunu değiştirmez!!” Tecavüz kadınların bedenlerine değil, cinsel hak ve özgürlüklerine, doğrudan kişilik hak ve özgürlüklerine bir saldırıdır, bunu kabul etmemiz lazım. Bir kadın istediği saatte, istediği yerde, kanunlara göre suç oluşturmayacak şekilde istediği davranış içerisinde olabilir. Gece o saatte orada ne işi varmış demek gibi bir hakkınız yok. Ancak maalesef ülke yöneticilerinin “ben kadın erkek eşitliğine inanmıyorum” dediği bir ülkede, vatandaşların kadının ne zaman, nerede olması gerektiğine dair kendilerini söz sahibi görmeleri kaçınılmaz oluyor.

 

Neden kadın cinayetleri son  yıllarda hızlıca artış gösteriyor? Bunun altında yatan psikoloji ne? Neden erkekler boşanmak isteyen karılarını gözlerini dahi kırpmadan öldürüp, namus meselesi diyor? Neden boşandığı eşi başka bir erkekle görüşmeye başlarsa onu öldürmeyi kendine hak görüyor? Neden erkek bir kere evlendi mi, ölene kadar o kadının sahibi olduğu algısına sahip? Bu hissiyatın erkeklerde oluşmasının temeli nedir? Bunu tek bir sebebe bağlamak mümkün değil, ancak bazı sözlere göz atmakta fayda var. Kadınlar iş aradığı için işsizlik yüksek.Kadına şiddet abartılıyor.Kız mıdır kadın mıdır bilemem.Örtüsüz kadın ya satılıktır ya da kiralıktır.Kadına şiddet azaldı fakat haberleri arttı.Kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak.Kadın ve erkeğin eşit olması fıtrata ters.Kadının tek kariyeri annelik olmalı.

 

Bunlara ek olarak kadınların hamileyken sokağa çıkmasını istemeyen profesörler, vs. bir sürü saçma sapan söylem var. Bunların hepsi cahil, eğitimsiz, kendini kadından üstün gören erkek müsveddelerini kadına karşı öfke ile dolduruyor. Bir de buna ülkede hakim olan “ben yaparım olur” dayatmasını eklerseniz, erkekler dayatarak, sırf kendi istedikleri için bazı şeylerin olmasını bekliyorlar. Olmayınca da “bir sus Emine” misali kadını susturma yoluna gidiyorlar. Susturamadıklarındaysa şiddete, öldürmeye, tecavüze varan bir noktaya gidiyorlar. Kadın iş aradığı için işsizlik yüksek denilince, işsiz gezen adam, kendi yapması gereken bir işe kadının girdiğini düşünüp, hınçlanıyor. Oysa o üstün cins, nasıl bir kadın onun işini elinden alabilir?

Tecavüze ceza indirimi ayrımcılık, artık dekolte giyinmek tahrik öğesi olmaktan çıktı diye düşündüğümüz bir dönemden, sosyal medyadan tanışmış olmak, mini etek giymiş olmak, vb. şeylerin tecavüzü haklı gösteren sebepler sayıldığı bir döneme girdik. Ülkede yargıya olan güven diplerde geziyor.

İşte böyle bir ortamda şöyle iyi haller çıkıyor karşımıza:

Kadın programında “babam bana tecavüz etti” diyen kızını öldüren baba, “babasını kamuoyuna mahçup etti” diye indirim aldı. Eşini öldüren koca, “kot giyiyordu, piercingi vardı, çantasında doğum kontrol hapı buldum” indirimi aldı.

Tanımadığı birine saat soran eşini onlarca bıçak darbesiyle öldüren koca “cilve yaptı” indirimi aldı. Kadına tecavüz edip hamile bırakan adam, “zaten bakire değildi” indirimi aldı.Ormanda saldırıp, kadını döve döve soyan, ancak astım krizi geçirdiği için bayılıp yakalanan adam “isteseydim yapabilirdim” indirimi aldı.Üvey kızına saldıran adam, “kızın ruh sağlığı bozulmamış” raporuyla indirim aldı. Tecavüzcü erkek “kadın tecavüzde bağırmadığı için rıza göstermiş sayılır” indirimi aldı.

İşte her gün haberlerde duyduğumuz indirimlere yönelik kısa ve uçuk örnekler. Yani adalet tecavüzcüye indirim yapmak için elinden geleni yapıyor. 14 yaşında kıza tecavüz edip, davalara cübbe sarık ile katıldığı için iyi hal indirimi alanlar var bu ülkede. Böyle bir uygulamayla, böyle bir adalet anlayışıyla tecavüzün, kadın cinayetlerinin önüne nasıl geçebilirsiniz ki?

Maalesef elimizden başka bir şey gelmiyor. Yazmak, sesimizi duyurmak, ülkede her gün artan kadın cinayetlerini, kadına şiddeti engellemek, bu konuda farkındalık yaratmak için çabalamaktan başka çaremiz yok. Artık yitip giden kurban edilen kadınlarımız aramızda değil. Canilerin en ağır cezayı alması bile ne ailesinin ne de bizim içimizi soğutmayacak, hiç birini geri getirmeyecek. Ancak artık bu olayların altında yatan sebepleri bir an önce aklın ve bilimin ışığında tartışmaya başlamalı, geçici çözümlerle idare etmek yerine, sorunu kökten çözecek uygulamalara yönelmeliyiz. Bunun başında eğitim geliyor, anca lisede evlenmenin önünü açan bir hükümetten bu konuda yeterli eğitimi vermesini beklemek sanırım hayalden bile ötede bir durum.

Kendinizi savunun kızlar. Çünkü başkalarının sizi savunmaya pek niyeti yok!

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL