Köşe Yazıları

12 Bin 500 Yıldır Değişmeyen Dua

Terk edilmiş duaları vardır insanın; nerede ve ne zaman vazgeçtiğini hatırlayamadığı.Ve her terk ediş, aynı zamanda tüm kabullenmişliklere ve tüm çıkmazlara karşı sessiz bir isyandır. Kadim bir duaya açtı kadın..

12 Bin 500 Yıldır Değişmeyen Dua

Terk edilmiş duaları vardır insanın; nerede ve ne zaman vazgeçtiğini hatırlayamadığı.Ve her terk ediş, aynı zamanda tüm kabullenmişliklere ve tüm çıkmazlara karşı sessiz bir isyandır.

Kadim bir duaya açtı kadın ellerini. Yüzünü yeni doğan aya çevirdi. Geçmişten bugüne taşınan bütün kadim inançları yüreğinde toplayıp tek bir Tanrı’ya dua etti.

İçinden geçen bütün iyilikleri, bütün güzellikleri diledi herkes için. Yalnızca insanlar için değil; doğa için, börtü böcek için, gökyüzünde kanat çırpan kuşlar için, toprağın altında sessizce yaşayan canlılar için ve evrende nefes alan ne varsa hepsi için yükseldi duası. İki kolunun arasından göğe doğru usulca söylendi bütün dilekleri.

Söz bitti.

Kadın, iki avuç içini kutsal bir ritüelin son hareketi gibi yavaşça aşağı indirip yüzüne sürdü.

“Amin,” dedi içinden.

Duyması gereken duymuştur, diye geçirdi içinden.

On iki bin beş yüz yıl önce de aynı kadın yine göğe açmıştı ellerini. Güzel dileklerini dilemiş, bir çocuk istemişti. Yaşam devam etsin, insanlığın soyu sürüp gitsin diye.

On iki bin beş yüz yıl sonra Göbekli Tepe’de yapılan kazılarda, doğum yapan bir kadını betimlediği yorumlanan bir taş tasvir gün yüzüne çıkarıldı. Belki de o taşın üzerine işlenen yalnızca bir kadın değildi; binlerce yıl öncesinden bugüne ulaşan en kadim duaydı.

Binlerce yıl boyunca kadınlar aynı ritüeli sürdürdüler. Nice tanrılara dua ettiler, nice peygamberleri kendilerine rehber bildiler. İnançlar değişti, diller değişti, medeniyetler değişti. Ama değişmeyen tek şey kadının duası oldu.

Bugün de Göbekli Tepe’nin bulunduğu topraklarda dilek ağaçlarına bez bağlayan kadınlar, kendi dillerinde son Tanrı’dan çocuk diliyorlar.

Belki de değişen tanrıların adlarıydı, peygamberlerin çağlarıydı. Değişmeyen ise kadının göğe açılan elleri, yaşamı çoğaltan duası ve umuduydu.

Göbekli Tepe, bugün insanlık tarihinin en önemli keşiflerinden biri olarak kabul ediliyor. Yaklaşık on iki bin beş yüz yıllık geçmişiyle, yerleşik hayata geçmeden önce de insanın inanç etrafında bir araya gelebildiğini gösteren en güçlü kanıtlardan biri. Taşa işlenmiş hayvan figürleri, T biçimli sütunları ve sembolleriyle bilinen pek çok ezberi değiştiren bu kadim mabet, belki de insanın göğe kaldırdığı ilk ellerin, ettiği ilk duaların ve bıraktığı ilk umutların sessiz tanığı olarak hâlâ ayakta duruyor.

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL