Akrebi Öldüren kendi iğnesidir. Çokça tartışılan konular arasında yer alır omurgasızlık. Özellikle siyasi arana literatüründe sıkça yerini alır. En çok kullanıldığı ve karşılık bulduğu yer ise medya dünyasıdır. Siyasi..
Akrebi Öldüren kendi iğnesidir.
Çokça tartışılan konular arasında yer alır omurgasızlık. Özellikle siyasi arana
literatüründe sıkça yerini alır. En çok kullanıldığı ve karşılık bulduğu yer ise medya dünyasıdır.
Siyasi erkin medya dünyasındaki hükümdarlığı tartışılmaz bir gerçektir. Nazi Almanya sı propaganda araçları iktidar olmadan ve iktidar olduktan sonra , savaş sürecinde hitlerin en büyük silahını oluşturmaktaydı. Joseph Goebbels, Nazi Almanyası’nın halkı aydınlatma ve propaganda bakanı basın için söylediği sözler günümüzde de geçerliliğini korumakta . Bakanın ‘’ Basını, hükûmetin kullanabildiği dev bir klavye olarak düşünün.’’ sözlerini hatırlatmakta fayda görüyoruz. Basının içinde bulunduğu durumu özetleyen bu sözlerin aynı zamanda utanç içerdiğini de söylememiz gerekiyor.
Görüldüğü üzere medya konusunda iki farklı tutum ve duruşu anlatmak gerekiyor. Basın siyasi erkin kullandığı dev bir klavyemidir, veyahut siyasi erki belirleyebilecek bağımsız bir güç müdür. Bu iki noktada basın ve medya kendini bir yere oturtmalıdır.
Günümüzde yürüyen sistemin ( belki de ekonomik gerçeklikten dolayı) klavye olarak silahşörlüğün yapıldığıdır. Tabi burada siyasi görüş, dünyaya bakış, düşünme şeklide nerde saf tutulacağının belirleyicisidir. Bir yere kadar ekonomik gerçekleri de düşünerek bir kısım medyanın güce yaslandığını ve kalemini bir kılıç gibi orada salladığını bir yere kadar yadırgamadan görme şansımız olabilir belki.
Yalnız sürekli güç dengelerine göre kılıcın yönünü değiştirebilecek bir kalemşörlük omurgasızlık aynı zamanda siyasi arenanın her iki tarafı içinde tehlikeli bir unsurdur.
Kalemşörlüğünü yaptığı tarafa da her an kılıç çekme potansiyeline sahiptir.
Basın ve medya kuruluşlarının demokrasinin en büyük gücü ve doğru haber alma özgürlüğünün mihenk taşı olduğunu unutmayalım. Bu anlamda ahlaki değerler çerçevesinde topluma sorumlu olan bir kalemin , bir kuruluşun ilkelerini net koyması gerekmektedir. Sürekli güce göre yön değiştirenlerin bir fırıldak misali nereye çarpacağı belli olmadan yürümesi toplumsal sorundur.
Demokrasiye, farklılıklara, farklı üretim ve yönetim şekillerine mesnetsiz saldırmak meslek gereği değil gücün rüzgarı ve yöneltmesi gereğidir. Dünyaya bakışınız ne kadar farklı ise de yıpratmak, kırmak dökmek , parçalara ayırmaya çalışmak kutuplaşmalara götüren ve toplum huzurunu bozan bir eylem ve kişisel bir etik sorunun ürünüdür. Öncelikle sokak ağzıyla onu yapmış bunu yapmışla başlayan bir cümlenin sonunun kin ve nefret olduğunu görecek bir milletimiz var.
Bu toplumun her görüşü rengimizdir, her duruşu rengimizdir. Bu topraklarda yüzlerce yıldır değişik milletlerle yaşama örneği varken çıkıp ayrıştıran hedefler koymanın adını biz bile koyamıyoruz.
Yerel yönetimler gerçeğinde yönetimsel kadro her dönem olduğu gibi bu dönemde aynı gerçeğe sahiptir. Doğru hizmet üretmenin temeli, doğru ve uyumlu bir ekiptir. Bu ekibe karar veren seçilmiş insan en iyi hizmeti kimle vereceğini bildiği için o makamı doldurur.
Dolayısıyla koltuğu sallanmak istenen kötülenen o makam değil devletin yerel gücüdür.
Birlikte üretelim, birlikte yazalım ,neler yaparsak güzelleşirizi tartışalım. Çözüm olmadan eleştirmek komedi, bilgi olmadan kalem tutmak cehaletin özgüvenidir.
Gelecek birlikte yürüyebilenlerindir. Bir tuğlanın üzerine bir tuğla koyabilenlerle güzeldir. O duvarı parçalayıp millet ve birlik anlayışımıza zarar verenler elbet öz eleştirilerini verecek ve tarih doğru olanın yanında olacaktır.
Nihat Coşkun
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)