Cumhuriyet Halk partisi kadın kolları takvimi açıklanmadan başlayan hazırlıkların ilki bu cümleyle başlıyor” kadın kolları başkanlığına adayım” Demokratik olarak her üyenin aday olabileceği demokratik bir yarışa ortak olmak haktır.Burada..
Cumhuriyet Halk partisi kadın kolları takvimi açıklanmadan başlayan hazırlıkların ilki bu cümleyle başlıyor” kadın kolları başkanlığına adayım” Demokratik olarak her üyenin aday olabileceği demokratik bir yarışa ortak olmak haktır.Burada asıl mesele adayların kimler olacağı değil o temsil hakkını doldurup dolduramayacağı. Son dönem siyasette yaşanan çalkantıların temelinde de liyakat yatmıyor mu? Siyaseti uzun dönemdir meşkul eden bu olgunun siyasilerce çok anlaşıldığı düşünmüyorum. Özellikle başkanların , arkasından meclis üyelerin hatta vekillerin bile liyakattan uzak transfer anlayışı seçmenin sırtından yer ve makam korumaya kadar uzanan yolculuğu siyasette güveni dibe vurdurdu. Tabanda masumane verilen oylar çokta masum olmayan bireysel emellere kurban verildi. Ders almıyoruz, ders almak işimize gelmiyor. Değişim vurgusu kıymetli olsa da değişimi sağlayacakların değişememesi hayal kırıklığı yaratıyor. Liyakat anlayışı yerine oturan kadrolaşmalar maalesef ki yine liyakat anlayışından uzak devam ediyor. İşin siyaset üretmekten çok kazanmaya dayalı birliktelik ve pazarlıklarla ilerlemesi halkın yararına olmaktan çıkıyor. Halkçı söylemlerin yaşamdaki karşılığı bireyselliğe düşüyor.
Aylar öncesinden yazmıştık İyi bir Cumhuriyetçi olmak için partili olmaya gerek yok. Sözümüzün arkasındayız. Asıl Cumhuriyetçiler fabrikalarda işçi, inşaatta amele, tarlada ırgat. Buradan bakıldığında siyasetin temsil hakkının asıl emekçilere kullandırılması gerekiyor.
Gelelim kadın kolları kongre süreçlerine. Evet bir kongre olacak. Her ne kadar şu an gündemde olup olmayacağı bile belli olmasa da olacak. Alanlar adaylarla dolacak. Ben adayım diyenlerin başladığı kulisler tarafları yeniden doğuracak. Liyakat dediğimiz ilk günde bir yazımızda bir öneri sunmuştuk. Siyaset akademisi kursun her il ve ilçe. Bu akademide temel parti tarihi başta olmak üzere bir çok alanda eğitim verilsin. Bu eğitimlerden başarı ile çıkacaklar aday olsun ki tarihini bilen liyakatli adaylar yönetsin Yoksa yine Hicran , yoksa yine hüsran. Traji komik olan durum şu aslında bir aydır kadın kollarına adayım dediğimden bu yana oldukça eğlendi herkes. Hoş partinin bu konuda net bir tüzük maddesi yok. İlla kadın olmak gerekmiyor. Ama kadın mücadelesi tarihi, toplumda ki var olma savaşının asıl öznesi kadınların daha radikal söylemle yanıtlaması gerekirdi bu son bir aylık süreçte. Kadına seçme ve seçilme hakkı verildiği o günden bu güne siyasette kadın eli mücadelesi ile var olan kadınları barındırıyor. Ülkede her yıl katledilen, tacize uğrayan, şiddet gören kadınların sesini duymayan, ses vermeyen, sesine se olmayan kadınların adayım demesi hem kadın mücadelesi açısından hem de siyasi açıdan bir karşılık bulmaz, bulmaması gerekir. Kadın mücadelesinin kadının var olma savaşı olduğunu içselleştirenler aday olmalı. Kadına bu hakları veren Cumhuriyeti içselleştirenler aday olmalı. Ben demeyen başkan adaylarının çıkması Cumhuriyetin savunulması içinde çok büyük önem taşıyor. Artık daha bilimsel yöntemlerle adayların belirlendiği akademik parti içi eğitimler olmalı. Parti başkanlığı büyük bir temsil hakkıdır. Bu hak herkese verilemez, verilmemeli. Her ne kadar kadın kolları desekte partinin tüm kademelerinde uygulanması gereken usul bence liyakat , bilgi, donanım ve inançtır.
Yani sonuç olarak liyakat sahibi, halkçı olmayı, halk için olmayı içselleştirmiş yöneticiler istiyor taban. Halkın sesi çıksa da duyulmuyor. Yazımızı kısa bir hikaye ile bitirelim.
İlyas Salman anlatıyor” Askerdeyim. Çok hastalandım. Bölük içtimaya çıktı. Komutan iyimisin asker dedi hep bir ağızdan herkes haykırdı saol komutanım . Ben hastaydım sesim çıktığı kadar hastayım dedim. Kimse duymadı seşimi. Halkın sesini duyun siyasetçiler.Duyun halkı sesini
Köşe yazısı. Nihat Coşkun
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)