Sayın Belediye Başkanım, değerli yol arkadaşlarım, kıymetli üyelerimiz, basınımızın güzide emekçileri; Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum. Bugün burada belki de son dönemin en önemli toplantılarından birini gerçekleştiriyoruz. Çünkü hepinizin..
Sayın Belediye Başkanım, değerli yol arkadaşlarım, kıymetli üyelerimiz, basınımızın güzide emekçileri;
Hepinizi sevgi ve saygıyla selamlıyorum.
Bugün burada belki de son dönemin en önemli toplantılarından birini gerçekleştiriyoruz. Çünkü hepinizin de yakından takip ettiği gibi Cumhuriyet Halk Partisi tarihinin en zorlu süreçlerinden birinden geçiyor.
Bugün Cumhuriyet Halk Partisi, saray rejiminin desteğiyle örgüt iradesini yok sayan bir anlayış tarafından adeta işgal altına alınmak istenmektedir.
Bu yüzden bugün elimizden alınmaya çalışılan sadece il ve ilçe başkanlıkları ya da görevler değildir.
Elimizden alınmaya çalışılan; Cumhuriyet Halk Partisi’nin yüz yıllık parti kültürüdür, örgüt geleneğidir ve iktidar umududur.
Ama şunu herkes çok iyi bilsin…
Hiçbir işgal sonsuza kadar sürmez.
Çünkü bu partinin gerçek sahibi makam odalarında oturanlar değildir.
Bu partinin gerçek sahibi; üyeleridir, delegeleridir, kadın kollarıdır, gençlik kollarıdır ve yıllardır bu mücadeleyi omuzlayan örgüt emekçileridir.
Bugün beni görevden alabilirler…
Yarın il başkanlarımızı, ilçe başkanlarımızı görevden alabilirler…
Makamları dağıtabilirler…
Kapıları üzerimize kapatabilirler…
Hatta Cumhuriyet Halk Partisi Didim İlçe Başkanlığı’nın resmi sosyal medya hesabına erişimimizi bile engelleyebilirler. Engellediler. Yeni sayfa açmak zorunda bırakıldık.
Ama şunu unutmasınlar…
Bir hesabı kapatabilirsiniz…
Bir tabelayı indirebilirsiniz…
Bir makamı elinizden alabilirsiniz…
Ama örgütün sesini susturamazsınız.
Çünkü Cumhuriyet Halk Partisi’nin sesi sosyal medya hesaplarında değil; üyelerinin yüreğinde yaşamaktadır.
Siyaset bunların hiçbiri değildir.
Seçilmiş genel başkanımız, Sayın Özgür ÖZEL’in yaptığı gibi
Siyaset sokaktadır.
Bir fabrikanın önündedir.
Bir köy meydanındadır.
Bir emeklinin evindedir.
Bir işçinin alın terindedir.
Bir çiftçinin tarlasındadır.
Bir öğrencinin geleceğe dair umutlarındadır.
Bir annenin boş tenceresindedir.
Gerekirse bir bankın üzerindedir.
Genel Başkanımız Sayın Özgür Özel’in bugün yaptığı da tam olarak budur.
Bizlerde yanında durmaya, mücadelesine destek vermeye devam edeceğiz.
Biz bu mücadeleye bir görev yazısıyla başlamadık.
Biz buraya siz değerli üyelerimizin oylarıyla, delegelerimizin iradesiyle seçilerek geldik.
Eğer bir gün bu görevi bırakacaksak da bunu bir görevden alma yazısıyla değil, yine örgütün iradesiyle bırakırız.
Çünkü bizim meşruiyetimizin kaynağı sizlersiniz.
Değerli arkadaşlar;
Bizim bugün konuşmamız gereken asıl konu Cumhuriyet Halk Partisi’nin kendi iç meseleleri değildir.
Bizim asıl konuşmamız gereken;
Bu ülkeyi nasıl yeniden ayağa kaldıracağımızdır.
Bu saray düzenini demokratik yollarla nasıl değiştireceğimizdir.
Ülkemize adaleti nasıl geri getireceğimizdir.
Demokrasiyi yeniden nasıl inşa edeceğimizdir.
Ama ne yazık ki iktidarın istediği tam da budur.
Dünyanın gözü önünde Gazze’de ve İran’da çoğunlukla çocukların ve kadınların ölümünü ve yaşanan insanlık dramını konuşmayalım…
Trump’ın ve Netenyahu’nun, bölgemizi daha da gerilime sürükleyen politikalarını konuşmayalım…
Ankara’da gerçekleştirilen NATO Zirvesi öncesinde demokratik tepkisini göstermek isteyen gençlerin, çevrecilerin, gazetecilerin ve sivil toplum temsilcilerinin gözaltına alınmasını konuşmayalım…
TÜİK’in rakamlarıyla oynanarak memurun, emeklinin hakkının nasıl gasp edildiğini konuşmayalım…
Çiftçimizin, esnafımızın, işçimizin, gençlerimizin yaşadığı ekonomik sıkıntıları konuşmayalım…
Varsa yoksa Cumhuriyet Halk Partisi konuşulsun…Tam da bu istenmektedir.
Ve ne acıdır ki iktidarın kurduğu bu oyunun içerisinde, kendi içimizden, içimizde görünen bazı aparatlar başrol oynuyor. İktidar medyasının baş köşelerinde yer alıyorlar.
Biz bu oyuna gelmeyeceğiz.
Bizim mücadelemiz makam mücadelesi değildir.
Bizim mücadelemiz halkın iktidar mücadelesidir.
!!!!!
Biraz da Didim’den söz etmek istiyorum…
Biz parti içi tartışmalarla meşgul edilirken Didim’in sorunları büyümeye devam ediyor.
AKP’ye geçen Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı, Didim halkını cezalandırmaya devam ediyor.
Hâlâ döküm sahası sorununu çözmedi.
Didim’in çöpünü Söke’ye taşıyın diyor.
Amaç Didim Belediyesi’ni başarısız göstermek ama bunun bedelini Didim halkı ödüyor.
Görevi olan ilaçlama hizmetini zamanında yerine getirmedi.
Yine Didim Belediyesi devreye girdi.
Çünkü mağdur olan belediye değil…
Mağdur olan Didim halkıdır.
Şimdi de Didim halkının yardımlarıyla yapılan huzurevini önce “tadilat” gerekçesiyle boşalttılar.
Ardından Sosyal Hizmetler’e devrettiler.
O huzurevinde kalan yaşlılarımızı mağdur ettiler.
Yıllarca tribune oynayan “Garip gurebanın yanında olacağım” diyen AKP’li Aydın Büyükşehir Belediye Başkanı, bugün o garip insanların nasıl mağdur edildiğini hepimize göstermiştir.
İşte siyaset budur.
Siyaset seçim meydanlarında verilen sözlerle değil…
Zor günde vatandaşın yanında durabilmekle ölçülür.
Değerli arkadaşlar;
Şimdi ben bunları söylediğim için belki yine hakkımda suç duyurusunda bulunacaklar.
Yine “Halkı kin ve düşmanlığa tahrik ediyor.” diyecekler.
Belki yine ifa
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)