Kurtuluş savaşı yılları Osmanlı imparatorluğunun dağılışı ile birlikte Anadolu topraklarına göz dikenlerin başlattığı paylaşma planlarına karşı halkın top yekün direndiği bu kadim topraklar sahipsiz değildir dediği büyük kahramansı bir..
Kurtuluş savaşı yılları Osmanlı imparatorluğunun dağılışı ile birlikte Anadolu topraklarına göz dikenlerin başlattığı paylaşma planlarına karşı halkın top yekün direndiği bu kadim topraklar sahipsiz değildir dediği büyük kahramansı bir savaştı.
Mondros ateş kes anlaşması sonrası işkallerin başladığı ve boğazların İngilizlerin kontrolüne geçtiği dönemde başlayan mücadele tarihimiz destanlarla doludur. Anadolu’nun her köşesinin işkal edildiği bir dönemde Atatürk’ün Samsuna çıkışı kurtuluş savaşının da başlangıcı olmuştur. Ya istiklal ya ölüm diyen milletin başlattığı savaş ulusal bağımsızlık ve Cumhuriyetle son bulmuştur. Anadolu’nun her köşesinde başlayan bağımsızlık savaşı binlerce kahramanı ile bu topraklar kanlarıyla sulamıştır. Bağımsızlık dışında hiç bir beklentisi olmayan bir millet tarihe adını yazdırmıştır.
Bu yazının asıl konusu kahramanlık hikayeleri ile dolu bir Cumhuriyetin birinci yüz yılı sonrası ikinci yüzyıla giren Cumhuriyetin savunucularının izlediği yol haritalarını ortaya dökmektir.
İlk yüz yıl Cumhuriyet devrimlerinin hayata geçirildiği yüz yıl olarak hafızalarımıza yazarak 2. yüz yılı anlatalım.
2.yüz yıla giren Kuruluşun partisi kurtuluşa taşınacak ikinci yüz yılda kendi içerisinde yarattığı kaoslar , iç muhalefetlerle adeta ağacı cürütmeye başladı. İlk yüz yılın milli iradesini taşıyanların sayısı azalırken, aynı ideali ölümüne savunacak olanları da endişeye taşımaya başladı. 2. yüz yıl ortak değer ve mücadelelerin bireysel çıkarlara dönüştüğü, bireysel kalkınmaların halktan daha öne çıktığı yeni bir dönem başlatılmış oldu. Ağız dolusu ezberleşmiş ve içi boşaltılmış Cumhuriyetçi söylemlerle adım adım asıl değerlerden uzaklaşan gruplaşmış kitleleri oluşturdu. Bu yazıyı yazdığımız gün hayatını kaybeden Manisa Belediye başkanı Ferdi Zeyrek 2. yüz yılın umudunu halkçı yanıyla taze tutanlardandı. Sokakların açlığını, yokluğunu, çaresizliğini bilen böyle örneklerin varlığı ile ayakta kalabiliyoruz. Bir yandan da Cumhuriyetçi gibi görünüp te kendi partisini bile yıpratmanın mübah olduğunu düşünenler maalesef ki 2. yüz yılına giren Cumhuriyet ideallerini de kökten sarsıyor. Yönetim kademelerine talip olmanın halka hizmet olması gerektiğini unutanlar sadece para kasalarının dolmasına hizmet etmeye başlıyor. Tam da bu noktada aslında partinin tüm milli duruş anlayışına da dinamiti bırakmış oluyorlar. Parti içi muhalefeti partiyi parçalara ayırmak olduğunu düşünenler malesef ki gün ve gün parti küskünler ordusunu da çoğaltıyorlar. Sokaktan yükselen iyi bir Atatürk’çü ve Cumhuriyetçi olmak için partili olmak gerekmez diyenlerin sayısı çoğaldıkça partinin ortak örgütlü gücü zayıflatılıyor. Adım adım uzaklaştırılan kitleler kurtuluşun partisi olma yolunda ki iddiaları tartışmaya başlıyor.
Parti kurultayının iptalini bekleyenlerin kurduğu hayallerin neye zarar vereceğini göremiyor oluşları veya görüp te işine gelmeyenler de mevcut bulundukları siyasi anlayışı baltalamaya çalışanlara yeni bir yol açıyor. Parti içi muhalefet malesef ki muhalefetini yaptığı iradeye yeni fırsatlar sunuyor.
Parti üst kurullarının işletilmediği, benim adamım anlayışı ile gedikler açılan parti tüzükleri ortak kuralları yıkmaya başlıyor.
Umuyoruz ki üst yönetim kadroları yerele indikçe bu sorunları görür ve çözüm yolları konusunda değişiklikler yapar. Radikal kararlar alınıp uygulanmadıkça yerellerden başlayan çatlaklar fay hattı gibi yıkarak uzamaya devam eder .
Kuruluşun ruhuyla ve inancı ile ortak değerlerin savunulduğu bu yüz yılı bekliyor, özlemini duyuyoruz.
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)