Nihat Coşkun

ADNAN BİLEK ‘’ BASINDA NAGEHANLAR’’ YAZISINA CEVABEN

Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz gezisinde fotoğraf karelerine yansıyan yan yana gelişler ülke genelinde bir tartışmanın fitilini yeniden ateşledi. Özellikle Ak parti yandaşlığı ile bilinen gazetecilerin İmamoğlu’nun yanında bulunmaları bir yanıyla basın..

ADNAN BİLEK ‘’ BASINDA NAGEHANLAR’’ YAZISINA CEVABEN

Ekrem İmamoğlu’nun Karadeniz gezisinde fotoğraf karelerine yansıyan yan yana gelişler ülke genelinde bir tartışmanın fitilini yeniden ateşledi. Özellikle Ak parti yandaşlığı ile bilinen gazetecilerin İmamoğlu’nun yanında bulunmaları bir yanıyla basın yön mü değiştiriyor dedirtirken, bir yanıyla da basını tekelleştirme çabası mı var sorularını gündeme getirdi. Ülke siyasetinin en önemli aktörlerinden biri Olan Ekrem İmamoğlu’nun son dönem yazılıp çizilen tutum ve davranışları aslında baskı ve tekelleşmelerden bıkmış olan halkı tedirgin etti. Yıllardır adalet söylemleri, eşitlik söylemleri ile umutlanan halk bir kez daha kaygılandı ve tepkisini dillendirmeye başladı.

İki taraflı baktığımızda belli basın mensuplarının bu fotoğraf karelerinde olması olası iktidar yandaşlığına yüzlerini dönüyor diye yorumlayanlarla, bir yandan da her şey güzel olacak diyen İktidara hazırız diyen siyasilerin bu görseli vermeleri eşitlik, adalet söylemlerini içselleştirenleri hüsrana uğrattı.

Bu ülke gündeminde oldukça tartışılırken Mavi Didim köşe yazarı Adnan bilek bir yazı kaleme aldı. Yıllardır basın emekçisi üstadı olan Bilek’in yazısında tek taraflı bir anlatımın olması ve ağırlıkla basın mensuplarına yüklenir ifadeleri dağın arka yüzünü anlatmaması bizi cevap vermeye taşıdı.

Öncelikle Çerçioğlu’nun Nagehan’cı basından çektiklerine dem vurulan yazıda diğer belediye başkanlarına da basın kuruluşlarının zehirli okları ile yazdıkları kaleme alınmış. Oysa bilimsel bakıldığından ilişkilerin hiçbir zaman tek merkezli doğrularla yürüyemeyeceğini de yazmak gerekiyordu. Vur abalının sırtına dercesine sadece basına yüklenmek ve ilişkilerin diğer boyutlarını yazmamak anlaşılır değil. Basını baskılayan bürokratların pervasızca haber gruplarından çıkarılmasını sağlayan müdürleri yazdığımızda kimse zehirli bürokrasiden bahsetmedi, kulağının üzerine yatıp magazinci basını yandaş olarak belirleyenler hiç yazılmadı, hiçbir kez karşılık almadan bir buçuk yıl boyunca gece gündüz emek harcayıp haber yazan, hatta oturup özel haber yapan basının emeği ne oldu , ne olacak, ne yapmalıyız diyemeyen bir siyasiyi de kimse yazmadı.

Dolayısıyla Adnan Bilek tek taraflı bir tutum içerisinde bir yazı kaleme almış kanaatindeyiz. Daha net olarak buradan soralım. İl ilçe yöneticilerine, kadın kolları yöneticilerine, bürokratlarına aylardır özel emekler harcadığımız yazılar yüzlerce beğeni alıp paylaşılırken hangi desteği sunmuştur. Desteği de geçelim kaç kez arayıp teşekkür etmişlerdir. Adnan Bilek hocama katılıyorum bir yerde sular yükseldiğinde balıklar karıncaları, sular alçaldığında da karıncalar balıkları yer. Yani Bilek’in söylemiyle ‘’o kalemler ne hükümetler devirmiş, ne hükümetleri de uzun süre iktidarda tutmuştur’’

Maalesef ki söylemekten imtina ettiğimiz, açız, sürece dayanmakta ekonomik olarak zorlanıyoruz dediğimiz de kimse çıkıp biz varız demedi. Özgür basın , basın özgürlüğü yandaş değilseniz yok. Artık bu gerçeği görelim.
Sonuç olarak ne güce yatan, nede güçten yana tavır alan basını onaylıyoruz, nede siyasi erklerin ekonomik güçle basını dizayn etmesini onaylıyoruz.
Hak hukuk ve adalet tesis edilsin. Emek hak ettiği değeri görsün…

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL