Güncel

“Sesimi Duyan Var Mı?”

6 Şubat. Saat 04:17. Bir kış sabahında yaşamın durduğu zaman. Kahramanmaraş, Adıyaman, Hatay, Gaziantep, Malatya, Diyarbakır, Şanlıurfa, Elazığ, Adana, Kilis ve Osmaniye ‘de insanlar derin uykudayken yakalandılar depreme. Türkiye tarihinin..

“Sesimi Duyan Var Mı?”

6 Şubat. Saat 04:17. Bir kış sabahında yaşamın durduğu zaman.

Kahramanmaraş, Adıyaman, Hatay, Gaziantep, Malatya, Diyarbakır, Şanlıurfa, Elazığ, Adana, Kilis ve Osmaniye ‘de insanlar derin uykudayken yakalandılar depreme.

Türkiye tarihinin en büyük en yıkıcı depremlerinden biri olan 6 Şubat depreminin izlerini hala sürüyor. Resmi verilere göre 53 bin kişinin yaşamını yitirdiği ve milyonlarca insanın da depremden etkilendiğini gördük. Enkaz başında yakınlarını kurtarmak için çırpınan, insanüstü bir çabaya, insanın sınırlarını zorlayan koyu bir çaresizliğe şahit olduk.

Oysa tarih bir iki kere değil, defalarca depremi bize haber vermişti. Alınan derslerin, yapılan ezberlerin çok kolay unutulduğunu da gördük.

Türkiye’nin içinde bulunduğu siyasi ve toplumsal kutuplaşma; adalet, ekonomik kriz ve daha nice konuyu görünmez kıldığı gibi depreminde yeterince gündem olmasına izin vermedi. On binlerce canı bir gecede kaybetmeyi bu denli normallestiren başka bir toplum var mıdır? Bunun en önemli sebebi afetleri “fıtrat-kader ” gibi gösterme-görme hali. Oysa bugün fıtrat olan 17 Ağustos Marmara depremi, 1 Mayıs Bingöl depremleri de kader diye gecistirelemezdi. Çatlayan fay kırıkları değildi sadece, ar damarlarıydı aynı zamanda.

Yurttaşlar yardım beklerken sosyal medyaya kısıtlama getirenler, sesini duyurmak isteyenlerin sesini kıstı. Barınma için çadır bekleyenlerin para karşılığı başka yardım kuruluşlarına Kızılay tarafından satıldığını duyduk. Depremzede çocukların tarikatlerin kontrolüne teslim edilmesini duyduk.

Oysa ilk günlerde şehir merkezinde kurtarılmayı bekleyen insanlar, hiç ulaşılamayan enkazlar varken; depremden etkilenmeyen ilçelerden yayınlar yapıp hayatın normale döndüğünü söyleyen medya grupları gördük. Madencilerin otobüsle kurtarma faaliyeti için götürüldüğü günlerde; helikopterlerle adeta turistik ziyaret yapıp dönenler oldu. Enkaz altında binlerce insan varken kaç cana mal olduğunu konuşamadık bile. Canlı yayınlarda kurtarılan onlarca kişiyi konuştuğumuz kadar kaybettiğimiz, kurtarılamayarak binlerce kişiyi konuşmadık. En önemlisi afet planlarına, tatbikatlarina, hazırlanan bilimsel raporlara rağmen şehirlerin niye fay hatları üzerinde yukseltildigini, uygun olmayan zeminlerin neden imara açıldığını, denetimsizliklieri, imar aflarını, göstere göstere gelen depreme karşı hazirliksizligi hiç konuşmadık.

Ve tüm bunlara rağmen deprem bölgesinde ” İyi sınav verdik ” diyebildi kimileri….

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL