Geçtiğimiz günlerde vizyona giren Bergen filmi kitleler tarafından oldukça fazla talep gördü. Arabesk müziğin önemli isimlerinden olan Bergen’in hayatının anlatıldığı film büyük ilgi görmeye devam ederken filmin kendisinin değil..
Geçtiğimiz günlerde vizyona giren Bergen filmi kitleler tarafından oldukça fazla talep gördü. Arabesk müziğin önemli isimlerinden olan Bergen’in hayatının anlatıldığı film büyük ilgi görmeye devam ederken filmin kendisinin değil ama filmi siyasi mücadelenin parçası yapmayı düşünenler veya yapanların siyasi gerekçelerini de ceplerinde taşıyor olmaları gerekir.

Arabesk müzik kültürünün süsleme sanatı olarak duygulara hitap ettiğinden dolayı hızla yükselişi kitle kültürünü de oluşturmaya başladı. 1960’lı yıllardan sonra köylerden kentlere göç ile başlayan çaresizlik ve kimliksizlik kültürü de doğmaya başladı. Göç ile birlikte bir çok alanda sorunlarda baş göstermeye başladı. Sanayileşme, kentleşme olgusu aynı zamanda işsizlik, evsizlik ve varoş mahallelerin kültürünü de bu yönde etkilemiş oldu. Kitlelerin bu ilgisi siyasi hegomanyanın da dikkatinden kaçmadı. Çözümsüzlüklerin ortasında yeşeren arabesk kültür bir yanıyla isyankar bir tutum izlerken bir yandan da kaderci yaklaşımı da yanında getirdi. Gurbetlik, çaresizlik, gariplik, şaşkınlık, yüksek refah düzeyinde yaşama hayalide bir yandan arabesk şarkıların odağına oturdu. Aslında göç ile başlayan büyük bir travma yaşayanların beğenileri ile yükseldi arabesk kültür.
Şimdi bu çerçevede bakıldığında toplumdaki eşitsizliklerin, travmaların ürünü olarak doğan arabesk kültürünün içerisinde yaşanan bir kadın hayat hikayesinin bireysel olarak arabesk beğenileri yüksek olabilir. Lakin kadın mücadelesi, kadına yönelik şiddete karşı örnek oluşturacak siyasi bir gündeme alınarak bakılması kadın mücadelesi ruhuna da aykırı olacaktır. Geleneksel yapıların, ataerkil yapıların ilerici kadın mücadelesi ile çelişeceği açıktır. Bu anlamda erkek egemen toplumu yaratan bir anlayışın içerisinde bir hayat hikayesi bu günün kadın mücadelesinin dayanışma ve anlama veya örneklerinden biri olamaz, olmamalı.
Binlerce şiddet görmüş kadın hikayesi ülkenin her yerinde var iken popülist bir yaklaşımla kadın mücadelesi sürecine katılan bu eylemlilik bir hatadır.
Nihat Coşkun
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)