Siyaset toplum yaşamını düzenleyen önemli alanlardan biri. Topluma hizmet etmek, toplumu iyiye taşımak, eşit, adil şekilde yönetmek siyasilerin en temel sorumluluğu. Siyaset üslubu, siyasetin ahlakı ve aidiyet ruhuyla ilgili..
Siyaset toplum yaşamını düzenleyen önemli alanlardan biri. Topluma hizmet etmek, toplumu iyiye taşımak, eşit, adil şekilde yönetmek siyasilerin en temel sorumluluğu. Siyaset üslubu, siyasetin ahlakı ve aidiyet ruhuyla ilgili yazmakta fayda var. Bu hatırlatmaları halkın adına yapabilecek olan, geniş kitlelere ulaştıracak olanda basın kuruluşları.
Siyasetin temelinde doğru bir iletişim yatıyor. Halkla ilişkilerde, kurumsal iletişimlerde ve özellikle halkın sesi olan gazetelerle olan etkileşimlerin uzun vadeli siyaset yapabilmenin yolu olduğunu sanırım bizim söylememize gerek yok. Siyasi olarak kanaat önderliğine seçilenlerin öncelikle üslubu ve iletişim şeklini iyi belirlemesi gerekiyor. Seçenlerin üzerinde seçilenlerin belirlediği üslup aslında bulunduğu konumu da belirleyici bir hal alıyor.
Kurulan iletişimlerin baskıcı, küçümseyici, aşağılayıcı olması siyasetçinin bulunduğu yerin ağırlığını taşıyamamasından kaynaklı olduğunu görmek gerekiyor. Kendisini seçen kitleye karşı üstün gören bir siyasi anlayışın kabullenir tarafı yok. Son zamanlarda maalesef ki bu tarz üsluba bizlerde fazlaca taraf olmaya başladık.
Siyasi gücün ve arkasındaki kitlenin varlığı ile etik olmayan güç kullanım çabaları kısa vadede etkili olsa da uzun vadede düşünen ve haklarını savunan kitleler acısından siyasinin ömrünün kısa olacağı bilinen bir gerçektir. Bu anlamda siyasilerin ve kitlelerle bağı olan siyasetçilerin üslubu yönetim olarak iyi oturtması gerekiyor.
Maalesef ki bir örneği sunmak ta fayda görüyoruz. Bir ilçe örgütünde aidiyat’ ının güçlü olduğunu ve oranın sahibi olduğunu düşünen bir siyasi aktörün ağzını yayarak bir basın mensubuna alenen ve üslupsuzca topluluk içinde cümleler kurması korkunç bir tablo. Tabi burada üslubunu koruyamayanın kendisini savunmak için ayrıca kurguladığı cümleler üslubundan daha da tehlikeli. Kendi öz malı gibi düşünsel bir bakışla sahiplendiği partinin kendisine ait olmadığını bilmeyecek kadar saldırma cüreti cahil cesaretinden başka bir şey olamaz. Daha öncede bu tür üsluplara gereken cevabı vermiş olmanın mutluluğu dik duran halkın cevabı olacaktır. Siyaset üslup ve siyasi ahlaki gerektiren, dedikodularla kitleleri uzağa atan çürük yapıları temizlemek veya üslup öğretmekle mükelleftir. Yoksa içinde olduğu yapının da maalesef adım adım çürümesine neden olur.
Demokratik düşüncelerin faşizan tutumlarca zarar görmesini engelleyemeyen siyaset ne ülkenin kaderini belirleyebilir ne de çürümüşlüğe ve deformasyona engel olmuş olabilir. Her ne kadar siyasi yapılanlarda siyaset okulları kurgusu olsa da bazen arada bunu algılayamayanların olduğunu görmek lazım.
Bu ülkede siyaset yapanların yönetimi altındakileri kontrol edemiyor oluşu büyük bir siyasi yıkımı taşır. Bir partiye, bir yapıya, siyasi görüşe aidiyet taşıyanların pervasız söylemleri yapının kendisine zarar verir. Bu anlamda parlamenter sistemin etik kurulları buna çözüm olabilir.
Bu sistem yoksa etik, üslup konusunda biz halkın sesi olarak eleştirileri ağırlaştırarak yazmaya devam edeceğiz.
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)