Yerleşik olan bir dilin parti okullarında mı öğretildiğini merak ediyoruz. Güven içermeyen biraz egolu, biraz ben her şeyi bilirimci, biraz elitist bu dilin güvensizlik içerdiğini sanırım parti eğitmenleri anlatıyordur…
Yerleşik olan bir dilin parti okullarında mı öğretildiğini merak ediyoruz. Güven içermeyen biraz egolu, biraz ben her şeyi bilirimci, biraz elitist bu dilin güvensizlik içerdiğini sanırım parti eğitmenleri anlatıyordur.
Halktan kopuk ve halkın üstünde tarzda belirlenen ve öğretilen ve öğrenilen bu dille bile siyasetten halkın kopması soğuması mı hedeflenmek isteniyor.
Genelde orta yolcu her yöne çekilebilen, bakarız, beni aşar, muhatabına sor cümleleri ile toplumsal iletişimi değil aslında saray hiyeyarşisini andıran iletişim şekli maalesef ki halktan kopup merkezi siyasetin en büyük zaafı veya güç kullandığı, halkı hor gördüğü bir dil.
Çok uzaklarda aramanıza da gerek yok aslında sindirilmemiş makam egosunun dilidir aslında bu.
Bu dil aslında öğrenmeye kapalı bir körlüğüde getiriyor yanında. Dinlemeyi bilmeyen o gücün algısıyla mimikleri bile değişen yöneticiler türedi. Küstahca herşeyin üstünde olduğunu düşünen bu anlayışın ülkeye dair söylemleride bir o kadar orta yolcu ve sahte. Hemen ben kaç yılımı verdim, biz ülke için varız cümleleri bile iletişimde olduğu kitleyi aşağılıyor. Peki bu halk ne bedel ödedi bunu da biz soralım size. Bu halk olmasaydı o koltuklarda yüksek makamlarınız koltuklarınız olur mu?
Empati yapamayan, yaralara merhem olamayanların toplumsal sorunları nasıl çözeceğini düşünmek bile istemiyoruz.
Tek doğru olduğunu düşünen bu körlüğe ne anlatsak fayda vermez. Kör Allah’a nasıl bakıyorsa ,Allah.ta ona öyle bakar der bir atasözü. Siz halka bu güvensizlik ve iticilikle baktıkça emin olun onun on katını bu halk gösterecektir..
Samimiyet, hoşgörü, empati….
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)