. Kör bir kurşun gelse de şu dünyadan göçüp gitsem dediğim kaldırımları arşınlıyorum. Apartmanlarla, inşaat molozlarıyla sarılı mahalleler, yeniden dikilen binalar, helvacılar, börekçiler, bankamatikten emekli maaşını çeken insanlar arasından…..
.
Kör bir kurşun gelse de şu dünyadan göçüp gitsem dediğim kaldırımları arşınlıyorum. Apartmanlarla, inşaat molozlarıyla sarılı mahalleler, yeniden dikilen binalar, helvacılar, börekçiler, bankamatikten emekli maaşını çeken insanlar arasından… Çıkmaza girince insan en başa dönüyor. Sarıyor da sarıyor… Çok uzatırdım konuşmaları. Sevmezdin ya işte öyle yazıyorum yine. Hatırlar mısın? Eski mahallemizde derme çatma bir apartman dairesi kiralamıştık. Apartmanın en son katıydı. İlk heyecan, ilk yaşam… Sen çilingir sofrasını hazırlardın da pek bir sevinirdim; tokuşan kadehlerimizin ışığında doğuracağım diye tutturmuştun. Sorgusuz sualsiz iştirak etmiştim bu oyuna. Gel zaman git zaman sen gebe kaldığını öğrendin ve mutluluktan ağladın. Hatırladın mı? Şimdi oradan geçiyorum. Aylar önce bıraktığım sigarayı tekrar yakıyorum, pencerelerine bakıp bakıp. Merdivenleri çıkıp, sana aldığım ayakkabıları çaldırdığın o kapının önüne varmak istiyorum. En üstte… Dördüncü katta… Sonra birbirimize iyi kötü sarf ettiğimiz kelimeler geliyor aklıma. Basıp geçiyorum.
Bir davul sesi geliyor uzaktan, mahallemizin yanı başından. Sokağın bitimindeki parkta… Bataklığın ortasında abide-i muazzama zamanından kalma, okaliptüs ağaçları karşılıyor beni. Her gün kafama takardım o caddenin pisliğini. Şimdi ise umursamıyorum bile. İlerledikçe ilerliyorum. Esintilerle Roman havası… Köşe başlarında kara, kuru, gölgelere benzeyen, gölgelerde gözleri görünmeyen insanlar. Kimi kasketli benim gibi, kiminin ensesinde ur, güçlü, kuvvetli. Ah evveliyat vah evveliyat! Yüzüne bakmazdım ki evvel zaman içinde. Sen geldin aklıma, kızımın şen şakrak yüzü…
Gücümü toparladım, ensesi urlu, suratı gölgeli adama:
“Burada ne var? Düğün mü?” diye.
“Hayır ağabey! Bugün Dünya Romanlar Günü.”
Bugün 8 Nisan. Bugün Dünya Romanlar Günü.
Bir dostumun fısıltısı geliyor kulağıma: “Kardeşçe yaşamaya devam edeceğimiz nice yıllar diliyorum.” Yüreğimde sıcaklıkla, bir avuç tebessümle, özgürlüğün ateşiyle ayrılıyorum oradan. Ardımda allı morlu genç kızların rakkase tavırları. İki adım ötesi köşe başları durgunluk, kavrukluk. İki adım daha… İki adım daha şehrin üç aylar çilesi… Esnaflar iftarı göğüslüyor. Öyle ki saçım sakalım birbirine karışmış bir vaziyetteyim. O an berbere gidip gitmeme konusunda kararsız kalıyorum. Çünkü biliyorum ki açlıktan yamuk yumuk kesecek benim saçlarımı haytalar haytası. Hatırladın mı? İftar saatini gözlemişti seninki. Güneş batmadan, top patlamadan bitse de gitsek. Bitse de gitsek… Elimde sigarayla yakalıyor beni. Ben ise onun yetiştiği en son yemeği merak etmekteyimdir o an. Kim bilir kaç aç çocuk gözledi babalarının yolunu ve kaç baba çekti evladının kokusunu ciğerlerine. Şu kısacık zamanda, şu kısacık yorgun argın saatlerde… O an sadece o andır.
Dönüyorum haberlere bakıyorum. Dünyadan ve yurttan… “İran’da başörtüsü zorunluluğu direnişi sürüyor: Kadınlar kamera ile izlenecek.” “Depremlerden sonra Diyarbakır’da kiralık daire kalmadı, fiyatlar fırladı.” Muğla’da nöbet tutan köylülere sabaha karşın baskın: 11 Gözaltı.” “Barış Pehlivan ve Barış Terkoğlu’nun yazdığı ”SS” kitabı, büyük bir skandalı ortaya çıkardı” Meraklıyım ya… Hemen okuyorum:
“Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın, çocuğa tecavüz suçlamasıyla soruşturması devam eden iş insanı Sadullah Alagöz’ü bakanlık makamında ağırladığı öğrenildi. Ankara Emniyet Müdürü Servet Yılmaz da ifadesi dahi alınmamışken şüpheli Alagöz’e hediyeler verdi.
Gazetemizin yazarları Barış Pehlivan’ın ve Barış Terkoğlu’nun bugün okurla buluşan kitabı “SS”, büyük bir skandalı ortaya çıkardı. Kitapta, AKP’den daha önce milletvekili ve belediye başkan adayı olmak için başvuran Alagöz’ün bir çocuğa tecavüz soruşturmasında şüpheli olduğu bilgisi yer aldı.
Bir anne ve E.M. adlı 17 yaşındaki kızı geçen sene yabancı bir ülkeden Türkiye’ye geldi. Ticaret yapmak isterlerken iş insanı adamı Sadullah Alagöz’le tanışarak bir kafede ortak oldular. Ancak Alagöz’ün, bir anlaşmazlık gerekçesiyle görüştüğü E.M’ye tecavüz ettiği iddia edildi.”
Fotoğraflar görüyorum. Ak pak suratlar, üniformalılar, bakanlar, emniyet mensupları. Tertemiz yüzleriyle bürokratlar, tecavüz zanlısına plaket veriyorlardı.
Hatırladın mı sevgilim? Ben unuttum. Kızımızla konuşmuştuk hani. Sormuştu bana:
“Baba sen hiç mutlu olmasını beceremiyorsun?”
Ne kadar ahmakmışım? Ne kadar beylik laflarım varmış benim?
“Mutlu olmak istemiyorum kızım. Mutluluk boyun eğmektir.”demiştim.
Hatırladın mı? Umutsuz olan kavga edebilir mi hiç?
Sallanan dişim ha koptu ha kopacak. Bırakıyorum sallanan dişimle oynamayı. İnadımı başka yöne çeviriyorum. Kinimi… Şiddetimi… Hem biliyor musun? Beni hep uyardılar; “Yapma” dediler. “Yazma!” dediler. “Biz” dediler. “ 12 Eylül öncesinde günde on-onbeş kişiyi vuruyorduk” dediler. “Vuruyorduk ta yargılanmıyorduk” dediler. “Sen” dediler. “İyi çocuksun, hoş çocuksun, güzel çocuksun.” Dediler. “Tuzaklar”, “tuzaklar” dediler.
Bıraktım sanrılar ülkesinde, olmadık insanlara ceza kesmeyi. Bıraktım güzel insanları suçlamayı. Bıraktım Halka küsmeyi. Bıraktım sana küsmeyi ey omuzlarına dünyanın tüm sorumluluğunu sırtına yüklediğim sevgili!
Gelecek için, özgür ve mutlu yarınlar için zafere kadar daima…
Arif Anıl GÜLEÇ
08/04/2023
‐————————
https://www.cumhuriyet.com.tr/siyaset/gazetemiz-yazarlari-baris-pehlivan-ve-baris-terkoglunun-kitabi-ss-tecavuz-skandalini-ortaya-cikardi-fotografla-2068907
.
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)