Ne acıdır bir basın mensubunun bunu bir yerel için kullanıyor olması. Bu ülke çok acılardan geçti. Çok darbeler gördü, krizler yaşadı. Hepsini anlatıp dimdik ayağa kalkan bir toplumun neferi olarak..
Ne acıdır bir basın mensubunun bunu bir yerel için kullanıyor olması. Bu ülke çok acılardan geçti. Çok darbeler gördü, krizler yaşadı. Hepsini anlatıp dimdik ayağa kalkan bir toplumun neferi olarak tarihi ve bu günü yazmak hep gazetecilere , yani bizlere düştü.
Cumhuriyetin ilanı ile birlikte sanayileşme, tarım ve bir çok alanda reformlar yapıldı. Tek partili rejimden çok partili rejime geçişte demokrasinin taçlandırılması oldu. Anayasada yapılan değişikliklerle toplumun hakları, bireyin hakları güvence altına alındı. Toplumsal reformlar yapılırken halkın haber alma özgürlüğünün köşe taşları olan gazeteler hep var oldu, olmaya da devam edecek.
Ülke siyasetine dair olmasa da genel eleştirileri sıralayacağımız bir yazıyı kaleme almak hayati önem taşıdı bizler için. Muhalefetin son dönem ağırca eleştirdiği tek adam sistemi sürekli gündeminde yer alırken, celladına benzeme eğilimi yerellerde kendini göstermeye başladı.
Bir yandan tek adam sistemini tartışan muhalefet bir yandan da kendi yerellerinde mikro düzeyde tek adam sistemini yaşatmaya başladı. Oldukça demokratik söylemler kullanan yerel yönetimlerin illerde uygulamalarına bakınca oldukça faşizan ve baskıcı tutumlarını da gözlemler olduk.
Yerel yönetimlerine yapılan eleştirilere karşı tek vücut savunma hattı kurulması, eleştirenlere yönelik düşünsel, yaşamsal baskıların uygulanması söylem dilindeki demokrasiyi öldürdü. Adalet temelli söylemlerin aldında adaletsizliği, eşitlik söylemlerinin karşısında eşitsizliği yaşar olduk. Özellikle gazetecilerin eleştirilerinin karşısında hukuku kendi özel tasarrufundaymış gibi makamın verdiği güce dayanarak kullanmak isteyenler bu sisteme karşı kürek çeken gazecilere adeta darbe yaptılar.
Ekonomik dizayn, susturmaya yönelik korku kültürü bir çığ gibi büyüdü. Yaptıkları hizmetleri değil de hukukun üstünlüğünü aşıp gazetecileri savcıya götürdük diyen bilbortlar da tamda bu baskıcı gücün fiziki delili haline dönüştü.
Çokça örneğinin yaşandığını biliyor, şahit oluyoruz. Bize düşen yine eleştirmek, yine doğruya bir adım atmak.
Hukukun üstünlüğüne, anayasanın verdiği haklara olan inancımız ve güzel günlere, adil, eşit günlere doğru büyüttüğümüz umudumuzla yine yazmaya devam edeceğiz.
Bizde buradan haykıralım istiyoruz…
Kahrolsun yerel istibdat, yaşasın hürriyet.
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)