Giderek evlere kapatılan halkız biz. Hele de kentlerde yaşıyorsanız… Daha da beteri büyük kentlerde yaşıyorsanız…Giderek yalnızlaşan, giderek yüzü asılan, giderek omuzları düşen velhasıl kelam giderek mutsuzlaşan bir halkız biz. Somurtkan,..
Giderek evlere kapatılan halkız biz. Hele de kentlerde yaşıyorsanız… Daha da beteri büyük kentlerde yaşıyorsanız…Giderek yalnızlaşan, giderek yüzü asılan, giderek omuzları düşen velhasıl kelam giderek mutsuzlaşan bir halkız biz.
Somurtkan, öfkeli, ağzı bozuk insanlar topluluğuna dönüştük.
Yoksulluk, işsizlik, sınırları giderek daralan özgürlüklerin yanı sıra; devlet babanın şefkatli eli yerine, çocuklu bir kadınla evlenip kendi evladına üvey evlat işlemi yapan kötü bir babanın, ensesinde her an patlayacak şamarını hisseden zavallı öz evlatlarıyız bu ülkenin.
” Bugünler iyi günleriniz.” mesajını almıştık zaten aylar önce kendisinden. Öyle ima filan da değil. Pronter yazdı, o okudu. Mimikleriyle, sesindeki tehtitkar hazzı hissetire hissettire üstelik. Hikmetinden sual olunmaaaz elbet. Öyle buyurduysa öyle de olur. Yaşadık gördük…
Sözümün başında özellikle kentlerde ve büyük kentlerdeki mutsuzluktan dem vurmuştum. Yine oraya geleyim…
Trafikti, ulaşımdı, dikey yapılaşmanın ve betonlaşmanın, insan üzerindeki kaotik etkileriydi derken büyük kentler ekstra geniş boyutta sorunlar yaşıyor.
Kmaraş depremi de tuz- biber oldu. Deprem bölgelerindeki insanlara oturdukları evlere olan güvenini sorgulatmış ve olası bir deprem sonrası çekeceği rezilliği göstermiş oldu. Tabi bu durum, balık hafızalı toplumumuzda geçici bir etki yaratıp gitti, yada gitmek üzere.
Yoksullaşıyoruz, evet.
Bu yüzden evlere kapanıyoruz, evet.
Orhan Veli’nin şiiri geliyor kalemimin ucuna.
“Bedava yaşıyoruz, bedava;
Hava bedava, bulut bedava;
Dere tepe bedava;
Yağmur çamur bedava;
…
Kelle fiyatına hürriyet,
Esirlik bedava;
Bedava yaşıyoruz, bedava.”
Ama umut fakirin ekmeği, umutsuz da yaşanmıyor. Acı gerçeğimize Nazım Usta yetişiyor ve yürek yangınıma su serpiyor , buracıkta.
“En güzel deniz :
henüz gidilmemiş olandır.
En güzel çocuk :
henüz büyümedi.
En güzel günlerimiz :
henüz yaşamadıklarımız.
Ve sana söylemek istediğim en güzel söz :
henüz söylememiş olduğum sözdür.”
Bir şiir dipsiz kuyudan çıkarır, maviliklere götürür insanı.
Önümüzdeki yıl yerel seçimler var.
Biz de Nazım Usta gibi
“En önemli seçim, henüz kazanılmamış olandır” diyelim mi … Diyelim bence. Demeyeceksek, boşuna mı yazdı usta bu şiiri.
Tanıyı Orhan Veli koydu, reçeteyi Nazım Hikmet yazdı.
Alalım başımızı, varalım Altınkum’a, denize karşı bir banka oturup güneşin batışını seyreyleyelim. Nefes alalım.
Orhan Veli yazmayı unutmuş, o banklar belediyeye ait ve henüz bedava ve henüz yasak değil hiç kimseye.
Kazanalım, kazandıklarımızı kaybetmeyelim…
” Kim korkar hain kurttan.( Edward Albee )”
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)