Bu yazımız sadece insanı kaygıları anlamanız için. Dün bizim emegimizle oynayanlar yine iş başında . Bu sadece ön yazı ve bir haber yapılacaksa en iyi biz yaparız o haberi… Hani..
Bu yazımız sadece insanı kaygıları anlamanız için. Dün bizim emegimizle oynayanlar yine iş başında . Bu sadece ön yazı ve bir haber yapılacaksa en iyi biz yaparız o haberi…
Hani günün birinde ufacık elleri, ufacık ayakları, mis gibi kokusuyla girer yaşantınıza. Gözünüzden bile sakındığınız, uykularınızı bölen, ufacık ateşi olsa paniklediğiniz. Bir ömrü adadığınız, onun için tüm savaşları göze aldığınız, gülüşlerinde içinizde baharların açtığı. Bu çocuklar umudumuz, yarınımız, aşımız ekmeğimiz.
Zordur anne baba olmak. İçinizde büyüyen o kaygı hep yanı başınız da sizinle yürür. Aman çocuğuma bir şey olmasın, aman çocuğum hastalanmasın, aman eğitimi iyi olsun. Büyüyüp giden bu kaygılarla yaşar anne ve babalar.
Sevmek çıkarsız, karşılıksız.
Sevmek, ama sadece sevmek. Mağazaya gidersiniz bir ayakkabı alayım dersiniz ayağınıza, çıkarken bakarsınız ki çocuk ayakkabısı var elinizde. Sizi mutlu eden çocuğunuzun yüzündeki o anlık gülücüktür işte. O gülücük dünyaya bedeldir.
Bir gün işe başlarsınız. İlk maaşınızı çocuğunuza harcarsınız. Umut büyük. Çocuğunuzun geleceğidir o iş, o emek ve ekmek. Gecenizi gündüzünüze katarsınız. Alınteri dökersiniz. Lütuf değildir size sunulan.
Kim BUNLAR?
Bir gün tüm umudunuz amansız kararır. Birilerinin yanında olmadığınız için karanlık günlere mahkum edilirsiniz. Demokratik seçme hakkınızı beğenmediği için cezalandırır birileri sizi. Hani siyasette vicdan olmaz diyorlar ya.
Biz soralım onlara siyaset ne için yapılır. Biz soralım toplumun refahı için değilse ne içindir siyaset, biz soralım çocuğumun ekmeğini korumuyorsa siyaset ne içindir.
Bilirler mi o yüreğindeki sancıyı bir annenin, bir babanın o ölümcül kaygısını bilirler mi, o ruhsal çöküntüyü, o korkuyu o endişeyi bilirler mi. Bu toplumda yaşıyorlarsa bilirler, bilmek zorundalar. Bu toplumun yapısını bilmiyorsa KİM BUNLAR!
Siz ilaç parası bulamayan bir babanın depremini yaşamamışsınız, siz çocuğunuz kırk derece ateşliyken kucağınızda hastaneye koşturmamışsınız. Ağırdır bunlar. Hem de çok ağır. İşte o an yere batsın paranız, yere batsın işiniz, yere batsın bu dünya dersiniz.
Sevdalısınızdır, bir ömür boyu bir yastıkta yaşlanmaya karar verirsiniz izin vermezler. En mutlu gününüz en acımasız şekilde baltalanır, nişan pastanızda hüzün vardır.
Çocuğunuz ünüversitededir . Güzel bir gelecek kuracak dersiniz izin vermezler okumasına,
Eşiniz hastadır, hastanelerde geçer ömrünüz. Bir çocuk özleminiz vardır. İzin vermezler umudun büyümesine.
Yüreğinizle yürürsünüz yol arkadaşınızdır, acımazlar. Ev almışsınızdır başınızda bir çatınız olsun diye. Ödetmezler o borcu.
Kandildir, mübarek bir günde huzur dersiniz, aldırmazlar.
Çok şey yazılabilir, çok ağır depresyonlardan bahsedilebilir. Yok biz öyle yazmayacağız. Biz basitçe o duyguyu görün diye yazacağız, gerisini siyasette vicdan olmaz diyenlerin vicdanına bırakacağız.
Ekmeğin siyaseti olmaz, ekmeğin emeği olur.
Biz yine el ele, yürek yüreğe, kol kola yürüyoruz baharın yolunu. Biz yine çiçekteyiz yine baharda..
Bitmedi bu kavga sürüyor ve sürecek, Yeryüzü baharın yüzü oluncaya dek.
Saraylar saltanatlar çöker
kan susar birgün
zulüm biter.
menekşelerde açılır üstümüzde
leylaklarda güler.
bugünlerden geriye,
bir yarına gidenler kalır
bir de yarınlar için direnenler…
ADNAN YÜCEL
SELAM OLSUN EMEĞİNİ EKMEĞİNİN BUĞUSUNA ÇEVİRENLERE,
SELAM OLSUN DAĞ ÇİÇEĞİ GİBİ AÇAN YÜREKLERE.
BAHARLAR YAKIN..BAHARLAR YAKIN… BAHARLAR YAKIN.
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)