Eğrisiyle doğrusuyla, su götürmez gerçekleriyle, tartışılır yanlarıyla milletvekili ve cumhurbaşkanı seçimini geride bıraktık. Seçim souçlarıyla ilgili çok şey yazıldı, çizildi. Şimdilerde elde ne var ona bakmak lazım. Elde kalana sahip..
Eğrisiyle doğrusuyla, su götürmez gerçekleriyle, tartışılır yanlarıyla milletvekili ve cumhurbaşkanı seçimini geride bıraktık.
Seçim souçlarıyla ilgili çok şey yazıldı, çizildi. Şimdilerde elde ne var ona bakmak lazım. Elde kalana sahip çıkmak, çoğaltmak lazım.
Bana göre ülke açısından eldeki verilerin en önemlileri; yine sistem gereği partili bir cumhurbaşkanı ve onun seçim öncesi kurduğu ittifak nedeniyle meclise girdirdiği Hüdapar gerçeği var.
Hazinenin durumu ve çöken ekonomi verilerini de göz ardı etmemek lazım. ( Yüzde 52 nın umrunda olmasa da işin burası gerçekten çok önemliydi)
Mülteci yada yurtdışında döviz kazanıp Türkiye’de harcayanlar grubundaysanız tuzunuz kuru diyebiliriz. Yok ama bu iki gruba girmiyorsanız vay ki vay…
Dar gelirli iken “giderek darlaşan gelirli “sınıfına hoş geldiniz.
Bundan sonraki hayat giderek ağırlaşan yüke dönecek. Başınız hep öne eğik olacak çünkü omurganız ağırlaşan hayat yüküyle mütemadiyen öne doğru eğrilecek.
Gelelim sosyal hayata, sanata ve özgürlüklere…
Sözün başında HÜDA-PAR gerçeğinden dem vurmuştuk. AKP’ nın sanata bakışını biliyor muyuz, biliyoruz. Resime, heykele, sinemaya olan uzun menzilli duruşunu ve sanatçıya, yazara olan “sonsuz” saygısına her fırsatta tanık olmadık mı, olduk…
Ve eğlence dünyası, ve özgürlükler…
Kadın – erkek eşitliği, kadın hakları, insan hakları, hayvan hakları, seküler hayatlara olan ” sempatik” yaklaşımlar…
Tuz- biberimiz eksikti, meclisimizde bol miktarda tuzluk – biberliğimiz de oldu elhamdülillah.
Peki bundan sonra nerede:ve nasıl nefes alacağız ?
Son 20 yıl içinde, yerelde CHP’li belediyelerin olduğu kentlerde de AKP ‘nin kalesi olan illerde de yaşamış biri olarak aradaki sosyal yaşam farklarını en iyi bilenlerden biriyim.
Bundan böyle hem şu bir türlü iktidar olamayan daha doğrusu iktidar ettirilmeyen %48 lik kesim , hem de türbanını takıp eğlence yerlerinde göbek atan hanımefendiler ve kendi imalatı olan rakısını koltuğunun altına koyup meyhanelerde gezinen yada ne bileyim sahilde bir bankın üzerine oturup guruba karşı mütevazı keyfini süren %52 lik dilimin içinde yer alan beyefendiler…
Alışageldiğiniz bu hayat böyle devam edecek mi, elbette etmeyecek. Ah keşke öyle olsa. Okuluna giden kız çocuğunuzun okul yolunda hayattan bezdirilmeyeceğini mi düşünüyorsunuz? Eşi ölmüş yada bir sebeple yalnız yaşayan kız kardeşinizin ya da annenizin ya da siz beyler, öldükten sonra eşinizin hangi cübbeli yada çember sakallı tarafından sahiplenip tasma takacağını merak ediyor musunuz?
Bence edin… Bütün bunları merak edin.
Şimdi, şu an itibariyle elinizde ne var, ne kaldı? Elinize bir bakın. Kuru soğandan vazgeçtik, kuru ekmeğe katık yaptığınız huzuru, bir parça özgürlüğü, bir kuple sokak müzisyeni şarkısını, halâ gidebildiğin belediye konserini , katılabildiğin koro faliyetini, markette tek başına alış- veriş yapabilen kızınızı- eşinizi düşünün.Bunlar,b elimizde olanlar henüz.
Ekonomiyi boş verdiniz, bunları düşünün. Çocuklarımızın, torunlarımızın sokaklarda mülteci çocuklarıyla kardeş kardeş oynayacağını mı sanıyorsunuz. Kendi ülkesinde horlanan çocuklarımız isyan etmeyecek mi sanıyorsunuz. Bu gerçeği yaşacaksınız, bu isyanı nasıl bastırabileceğinizi düşünüyor musunuz mesela?
Benden söylemesi; hiç değilse soluk almak, bir parça yaşamak, insan olduğunu hissederek yaşamak istiyorsan yerel seçimlerde DEĞİŞİME emek ver.
Elimizde kalanın kıymetini bilm buek ve onu korumak ve çoğaltmak zorundayız.
Fakirliğe alışılır ama tutsaklık alışılacak bir durum değildir.
Fakirliğe alışılır ama tutsaklık alışılacak bir durum değildir.
Gazi Mustafa Kemal’in dediği gibi “Bağımsızlık benim karakterimdir. ” Sokağa açılan pencereyi kapatmak istemiyorsak, attığınız adıma pranga, aldığınız nefesin domuz bağıyla kesilmesini istemiyorsak DEĞİŞİME inanmalıyız.
Geleneklerimizden, kardeşliğimizden, yaşam tarzımızdan vaz geçmemek gerekir.
Nefes almaktan ve yaşamaktan vazgeçmemek gerekir.
Yaşam tarzlarına saygılı olmaktan vazgeçmemek gerekir. Etnik farkları ayrılık değil çeşitlilik – zenginlik olarak görmekten vaz geçmemek gerekir.
Bunun için yerel seçimler çok önemli. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olmamak gerekiyor.
Nisan 2024
AYMAZLIK DEĞİL
DEĞİŞİM ZAMANI
YASEMİN ÖZKAYA
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)