Cumhuriyet Halk partisi uzun yıllardan bu yana oy kaygısı ile sağ siyasete adım adım götürülürken idoloji tartışmaları da içten içe ayrışmalara neden oluyor. Temel ilke ve çizgilerini adım adım..
Cumhuriyet Halk partisi uzun yıllardan bu yana oy kaygısı ile sağ siyasete adım adım götürülürken idoloji tartışmaları da içten içe ayrışmalara neden oluyor. Temel ilke ve çizgilerini adım adım delip geçen örgüt üyeleri parti ideolojisi yerine koltuk ve rant düzenine boyun eğmek zorunda kalıyor. Parti güç dengelerinin dayattığı adaylar arternatifsiz bir tablo yaratılarak dayatılıyor. Yıllardır korku siyaseti ile oy toplayan yöneticiler aynı sistemi sürekli yeniliyor. En son yapılan genel seçimlerden hemen sonra iktidarı alamayan Cumhuriyet halk partisi yerel örgütleri başta olmak üzere bak ilimizi de kaybedeceğiz korku dağını yaratmaya başladı bile. Örgütün sesine kulaklarını kapayan genel merkez dayatmalı atamalarla seçmen kitlesini istemediği sağ merkezli adaylara yönlendirmeye devam ediyor. Ön seçim isteyen örgütün sesi sürekli kısılıyor. Demokratik söylemlerin arkasında hiçte demokratik olmayan delege ağalığı bu güç ve rant sahipleri tarafından sürekli dizayn ediliyor. Sosyal demokratların eşitlik tartışmalarında kadınlara eşit seçilme hakkı yerine üst çıtada kaç kadın alınır algı tasarısı kadın mücadelesinin önüne engel olarak konulduğu gibi eşitlik algısı bunun üzerinden yürütülüyor. Aynı şekilde gençlik içinde bu kota uygulaması uygulanıyor. Söylem de demokrat ilerici olan bu sistem eylemde sağ bir hal alıyor. Sokakta en çok konuşulan ise Chp sağcılaşıyor oluyor.
Yerel seçimlere giderken kadın ve gençlik kotalarını delip delege dizayn edenler aslında genel işleyişe uyarak sol söylem altında sağ baskıcı ve dayatmacı bir sistemi iyice körüklüyor. Bol süslü söylemlerden, adaletten, eşitlikten. Hak ve hukuktan bahsedenler görüyoruz ki kendileri bile buna inanmaktan ve uygulamaktan aciz kalıyorlar.
Köylü kurnazlığı ile yürütülen delege seçimleri bir kez daha gerçek Cumhuriyetçiler tarafından açığa çıkarılıyor ve dillendiriliyor. Partiyi kendi koltukları için hiçe sayanların delege seçimleri halkı temsil etmek yerine delegeler üzerinden kendi yakın çevresini konumlandırma savaşına dönüşüyor.
Toplumun tüm kitlelerinin etkilendiği ve yaşam savaşı verdiği ekonomik buğranda maalesef ki sosyal demokrasi en suskun dönemini yaşıyor. Çarşı Pazar ateş pahası iken suskun kalan siyasilerin odaklandığı yer zamlar değil koltuklar oluyor.
Chp ne yapmalı kısmına gelince. Öncelikle parti örgütlerinin yeniden dizaynı gerekiyor, Hak hukuk ve adalet diyen Sosyal demokratların bir an önce bu söylemi hayata geçirerek örgütün sesine kulak vermeli, örgütün önerileri birleştirilerek genel politikalar belirlenmelidir. Örgüt yapısındaki delege ağalığına son verilmeli eşit temsil haklarının oluşturulabileceği yeni bir seçim süreci önüne koymalıdır. Seçilme talebi olanlarının yeterlilikleri ile örgütte olabileceği bir sistem olmalıdır. Söz dinleyen yönetimler yerine üreten sokağa hakim partililer örgütlerde konumlandırılmalıdır. Akademisyenlerin, bilim adamlarının içerisinde olduğu yeni yerel örgütlerin önü açılmalıdır. Sanatta, kültürde, toplum ilişkilerinde donanımlı örgütler yıllardır süren oy kaygılı seçimleri yerle yeksan edecektir.
Chp ne yapmalı sorusunu artık temel taşlarda görebildiğimize göre. Chp kadın ve gençlik kotalarını eşit oturtacağı toplum katmanlarına hakim yönetimlerin dizaynını sağlamalıdır. Hem de bu günden başlayarak. Gençliği ve kadını listelerine alamayanların bir an önce yönetimlere talep arzları reddedilmelidir…
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)