Siyaset

BİRİLERİ HİLAFET İLAN ETMEYE KALKAR BİZİMKİLER KOYUNLARIN DERDİNDE

  Gerçekçi ol, imkansızı iste diyen büyük söylemlerden sonra geldiğimiz siyasi tablo içler acısı. Bir zamanlar dünyayı değiştirmek için başka halklara destek veren o büyük adanmışlıklar tarihimizde ışık gibi dururken..

BİRİLERİ HİLAFET İLAN ETMEYE KALKAR BİZİMKİLER KOYUNLARIN DERDİNDE

 

Gerçekçi ol, imkansızı iste diyen büyük söylemlerden sonra geldiğimiz siyasi tablo içler acısı. Bir zamanlar dünyayı değiştirmek için başka halklara destek veren o büyük adanmışlıklar tarihimizde ışık gibi dururken geldiğimiz nokta tamda o hikayede ki gibi koyunlarıma bir şey olur mu? Olmaz. O vakit söylesinler.

Birazdan anlatacağımız hikaye sadece koyunlarını düşünen köylünün hikayesi değil. Bu hikaye aslında tamda Didim’i kaosa demokrasi altında taşıyanlar. Halkın parasının harcanacağı kamu alanlarında bu kadar adayın çıkması ayrı bir tartışma konusu. Halk nezdinde inandırıcılığı olmayan saha çalışmaları, yol geçen hanı gibi bir aday olup gideceğim diyenler, sana ne güzel yakışır başkanlık dediklerinin adaylıkları.

Demokrasi nedir tüm halkın halklarına saygılı eşit seçilme hakkıdır aslında. Yani demokrasi gereği aday olanlar çoğunluğun haklarını öncelikli korumak zorunda. Ben bu işi yapabilir miyim, becerim ve donanımım var mı diye sormadan aday olanların çoğu bir bakkal işletmesini bile yapmamış Ama ne büyük cesaret ki halkın parasını harcamak için çok rahat demokrasinin gereği değil mi diyerek sahaya çıkıyorlar. Bu işin bir yüzü. Diğer yüzü bundan daha tehlikeli. Cumhuriyetçiyim diye ortada olanların uzun zamanki suskunlukları korkutucu. Bir yandan andımız, bir yandan eğitim sistemindeki cemaatler, bir yandan T.C ‘nin kaldırılması ve sürüp giden onca şeye rağmen Cumhuriyetçilerin tek odak noktası seçilme arzusuna dönüşmüş durumda. Sahada kol gezen adayların siyasetten kopup yönetim kadrosu talepleri sadece orada sınırlı kalıyor. Cumhuriyete dair, Cumhuriyetçiliğe dair seçilmek üzere kullanılan cümleler dışına çıkmayan söylemlerle toplumu da manipüle ediyor. Sistemin temeline atılan dinamitlerden bir haber yürümenin bedelini siyasiler bir gün halka açıklamak zorunda kalacaklar. Ülkeye dair kaygıları alenen savunmaktan kaçınan, kenardan kenardan Cumhuriyetçi olanların tek bir hikayesi vardır o vazgeçilmez makam koltukları. Biz buradan diyelim ki siyasetsiz koltuk olmaz , olursa da o koltuk tek bir şeye hizmet eder. Güç sahibi olup erken zenginleşmeye.

Halk sesleniyor, halk yıldı bu anlamsız kaostan. Bu anlamsız belirsizliklerden. İşte yazının başında ki hikaye şu…

Zamanında Osmanlı fethettiği ülkenin birinde bir kiliseyi ibadet için camiye çevirir. Ezan okunmaya başlar. Bir köylü koşarak camiye gelir bu ne gürültü diye. Cami imamını görür bu gürültü koyunlarımıza zarar verecek, sütten kesilecekler der. Cami imamı der ki koyunlara bir zararı yok bunun. Köylü başını minereye çevirir sonra imama döner. Eh madem koyunlara zararı yok istediğiniz kadar bağırın.

Sonuç olarak bir ülke değişiyor bizim tek derdimiz koyunlar…

İyi izlemeler halkım..

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL