Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü 25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN VAZGEMİYORUZ Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kadına yönelik..
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü
25 KASIM KADINA YÖNELİK ŞİDDETE KARŞI ULUSLARARASI MÜCADELE GÜNÜ
BASIN AÇIKLAMASI
İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN VAZGEMİYORUZ
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kadına yönelik şiddete karşı toplumda farkındalık yaratmak amacıyla BM Genel Kurulu kararı ile ilan edilen gündür.
BM Genel Kurulu 25 Kasım gününü Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü olarak ilan etti. Bu günün 25 Kasım olarak belirlenmesinin nedeni 1960 yılında Dominik Cumhuriyeti’nde meydana gelen bir olaya dayanmaktadır. Ülkeyi diktatörlükle yöneten Rafael Trujillo’ya karşıtlığıyla bilinen Mirabal Kardeşler adlı üç kız kardeş, Trujillo’nun: “Ülkede iki tehlike var: Kilise ve Mirabal Kardeşler” şeklinde yaptığı açıklamadan günler sonra boğazlanıp dövülerek vahşice öldürüldüler.
25 Kasım neden turuncu?
Birleşmiş Milletler 25 Kasım gününü “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü” olarak” ilan etmiştir. Bu bağlamda kadına karşı şiddete yönelik olarak 2018 yılının teması “Dünyayı turuncuya olarak ilan edilmiştir.
1993 tarihli Birleşmiş Milletler (BM) Kadına Yönelik Şiddetin Önlenmesi Bildirgesinde kadına yönelik şiddet, “ister kamusal isterse özel yaşamda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik acı veya ıstırap veren ya da verebilecek olan cinsiyete dayalı bir eylem uygulama ya da bu tür eylemlerle tehdit etme, zorlama veya keyfi olarak özgürlükten yoksun bırakma” şeklinde tanımlanmaktadır.
Cinsiyete Dayalı Şiddete Karşı “16 Günlük Aktivizm” kampanyası her yıl gerçekleşen ve “25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nden 10 Aralık İnsan Hakları Günü’ne kadar süren uluslararası bir kampanyadır. Bu sivil toplum inisiyatifini desteklemek için her yıl BM Genel Sekreteri’nin kadınlara yönelik şiddeti sona erdirmek için “UNiTE” (BİRLEŞİN) kampanyası, dünya çapında farkındalığı artırmak ve zorluklar ve çözümler hakkında tartışmalar yapma fırsatları yaratmak için küresel eylem çağrısında bulunmaktadır. Son yıllarda UNiTE kampanyası, turuncu rengini, tüm küresel faaliyetlerin boyunca yürütülen bir tema olarak kullandı. Turuncu, UNiTE kampanyasının resmi renklerinden biridir ve küresel savunuculuğu bağlamında, kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet barındırmayan daha parlak bir geleceğin simgesi olarak kullanılmaktadır.”
Kadınlara Karşı Her türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi (CEDAW), kadınlara yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddeti, “bir kadına sırf kadın olduğu için yöneltilen ya da orantısız bir şekilde kadınları etkileyen şiddet” olarak tarif etmektedir.
Son dönemlerde bütün sivil toplum hareketleri, hesap verilebilmesi için , ortak eylem planları belirlemekte ve tüm kadın ve kız çocuklarının insan haklarını teminat altına almak için en önemli atılım olacak cezasızlığın sona ermesi çağrısında bulunmaktadır.
Bu yönde çok anlamlı ve etkili çalışmalar yapılmakta olsa da , ülkemizde bu konuda uluslararası sözleşmelere taraf olunarak önemli adımlar atılmıştır. Bu çalışmaların daha etkili olabilmesi için , kadına yönelik şiddetin bir insan hakları sorunu olduğu, her zaman ve her yerde bıkmadan ,usanmadan açıkça anlatılmalıdır.Kadına ve kız çocuklarına şiddetin aynı zamanda toplumu yaralayan bir halk sağlığı sorunu olduğunu da akıldan çıkarmamak gerekmektedir.
Sadece bu şiddete karşı kadınların değil tüm toplumun harekete geçirilmesi için bilgilendirme ve aydınlatma çalışmaları yapılması gerekmektedir.
Kadına yönelik şiddet, bütün dünyada yapılan çalışmalar ve eylemlere rağmen halen yaygın olarak devam etmekte ve çoğunlukla gerçekte olandan az rapor edilmektedir. Dünya Bankası verilerine göre dünya genelinde şiddet nedeniyle hayatını kaybeden 15-44 yaş grubundaki kadınların sayısı kanser, sıtma, trafik kazası ve savaşlar nedeniyle ölen kadınlardan daha fazladır. Birleşmiş Milletler verilerine göre günümüzde dünyada yaşayan her üç kadından biri hayatı boyunca fiziksel, psikolojik veya cinsel şiddete maruz kalmaktadır.
Özellikle genç kızlarımız ,ileri yaşlardaki kadınlarımız ve göçmen kadınları toplumdaki diğer kadınlara göre daha savunmasızdır.
25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’nde kadınlar, bütün dünyanın her yerinde; hayatın her safhasında cinsiyet eşitsizliğine,karşılaştıkları ayrımcılığa, sömürülmeye, ev içi şiddete ve toplumsal şiddete dikkat çekerek, dayanışma ve eylem ruhuyla kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddetin önlenmesi için etkin, devamlı bir mücadele için toplumu, ilgili kurum ve kuruluşları görevlerini yapmaya yasaları uygulamaya çağırmaktayız.
Türk Medeni Kanunuyla ve 6284 sayılı Yasa ve Uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan kadın haklarını bertaraf edecek açıklamaların yapılması ve bu konunun kamuoyunda sürekli gündemde tutulması, İstanbul Sözleşmesinden hukuka aykırı bir şekilde çekinilmesi, eğitim sistemindeki aksaklıklar, toplumsal cinsiyet eşitliğine aykırı açıklamaların bazı kesimler tarafından desteklenmesi, toplumsal cinsiyet derslerinin müfredatlardan çıkartılması, kadına sadece aile içinde bir anne eşine bakan biri gibi kabul edilmesini zorlayan düşünceleri destekleyen politik uygulamalar v.b gibi nedenlerle kadınlar daha fazla şiddete açık hale getirilmektedir.
Her ne kadar kadına yönelik şiddetin önlenmesi için yasal mevzuat çok önemli ise de; bunun yanında toplumsal yargıların ve düşüncelerin değiştirilmesi de çok önem arz etmektedir
Bu anlamda, devletin yapması gereken politikaları olması gerekmekle birlikte, kadına karşı şiddetle mücadelenin tüm toplumu kapsayacak şekilde etkin ve kararlı yürütülmesi gerekmektedir.
Ülkemizde kadına karşı şiddetin önlenmesine yönelik toplumsal açıdan zihniyet dönüşümüne yol açacak çalışmalar yapılmadığı gibi tam tersi kadınların haklarını savunmak amacı ile yapmış oldukları eylemlere karşı gösterilen tavır, insan haklarını ve kadın haklarını koruma altına alan kanunları ve uluslararası sözleşmeleri kaldırmaya yönelik çalışmalara destek olan açıklamalar yapılması ve İstanbul Sözleşmesinden hukuka aykırı olarak çekinilmesi kadına yönelik şiddette kadınları korumasız bırakmaktadır.
Bu nedenlerle Kadına yönelik şiddetin önlenmesi için Türk Medeni Kanun’u, 6284 sayılı Kanun, Uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınan kadın haklarının tüm kurum ve kuruluşlarla eksiksiz uygulanmasını, kadına karşı şiddetle mücadele kapsamında tüm kamu kurum ve kuruluşları ile ve devlet politikaları ile etkin ve kapsamlı çalışmalar yapılmasını talep etmekteyiz.
Zira her türlü hak ihlalinin, adaletsizliğin, cinsiyet eşitsizliğinin ,sömürünün, karşısında eğitilmiş bir toplum ayakta duracaktır.
AYDIN KADIN EFELER DERNEĞİ
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)