Ne acıdır ki gelen gideni aratır dediğimiz bir noktadayız. Yerel seçimler yaklaştıkça çoğalan aday adayları artık seçmeni şaşırtır noktaya geldi. Didim’e selam verip geçen herkesin, belediyeciliği bilmeyen herkesin, koltuğum olsun..
Ne acıdır ki gelen gideni aratır dediğimiz bir noktadayız. Yerel seçimler yaklaştıkça çoğalan aday adayları artık seçmeni şaşırtır noktaya geldi.
Didim’e selam verip geçen herkesin, belediyeciliği bilmeyen herkesin, koltuğum olsun diyen herkesin uğrak yeri oldu aday adaylıkları. Eski siyasi anlayışla devam eden seçim çalışmaları seçmeni yine tatmin eder noktada ilerlemiyor. O kadar alıştık ki her seçim öncesi bu vaadlere sadece susup izliyoruz. Her aday adayı kenti kurtarırken seçmen hala bir kurtarıcının varlığını hissedemedi. Hiçbir aday ekmek demedi, aş demedi. Projeler büyük, bütçeler küçük ama bu da engel olmadı büyük vaadlere.
Gelin bir bakalım bütçesiz olmayan işlere. Aydın büyükşehir belediyesi ve Didim belediyesi yıllarca alt yapı için kredi alamadıklarını, kredisiz bu çapta bir işin gerçekleşemeyeceğini anlatırken mevcut yönetimi istemeyenler bastı yaygarayı. Yaygarayı basanlar ne bütçelerden haberdardı nede hangi kaynaklarla alt yapının çözüleceğinden. Belediyeciliği bilenler ise yılmadı sonuçta krediyi çıkartarak Akbük altyapıyı çözdü. Eleştirmek en kolay işti. Her şeyi hemen olsun istemek hayalden öteye gitmedi memnuniyetsizler için. Şimdi asıl konuya gelirsek Didim’de chp’nin 127 meclis üyesi,18 belediye başkan aday adayı var. Diğer partileri saymıyoruz bile. Demokrasiden, demokratik seçimlerden ve haklardan bahsediyoruz. Peki başkasının parasını olmadığını bildiğin bilgi ile yönetmeye talip olmak demokratikmidir, hak ve halk ihlali var mıdır. Bal tutan parmağını yalar anlayışı mıdır.
Partilere sormak lazım yönetim kabiliyet kriteri neden koymazlar. Toplumun her kesiminden insan elbette seçilebilir. Ama bir garsona binanın dış cephesini zarara uğratmadan yap demek kadarda komiktir bu durum.
İşin özü partiler yeterlilik koymalıdır seçilecek olanlara. Kamu kaynakları herkesin eline teslim edilmeyecek kadar kutsaldır. Çevresi olan, parası olan ben yönetirim dediğinde ne olur halk adına, olmaması gereken imarlar verilir, hizmetler yüksek bedellerle satın alınır, halk değil seçilmiş olanlar dışında kimseye avantajlı olmaz.
Allayıp pullayıp bize dayatılan adaylar kendi yeterliliklerini ispatla yükümlüdürler. Belediye bütçesini yönetmek bilgi olmadan mümkün değildir. Göç yolda dizilir anlayışı ile herkes doğuştan mı belediyeciydi anlayışı bu kenti aydınlığa ve iyi bir yaşama götürmeyecek.
İşte allayıp pullayıp bunu seç demek doğru değildir.
Ekmeği fırıncıya verin ağalar. Ekmek fırıncının elinde ekmek olur.
Fırıncılar görevde.
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)