Siyaset

Siyasetin yıllar içerisinde bir kısım zümrenin eline geçmesinden sonra kişiselleşen halktan kopuk, bireysel ve çıkarcı bir hal aldığını, halkın taleplerinin hiç bir öneminin kalmadığını söylediğimizde yeni dünya düzeninden de bahsetmiştik…

Siyasetin yıllar içerisinde bir kısım zümrenin eline geçmesinden sonra kişiselleşen halktan kopuk, bireysel ve çıkarcı bir hal aldığını, halkın taleplerinin hiç bir öneminin kalmadığını söylediğimizde yeni dünya düzeninden de bahsetmiştik. Halkın taleplerinin yönetim kademelerine yansımadığı siyasi argümanlar gün geçtikçe şekil değiştirdi. Seçilene kadar ağız dolusu halkçı olanların seçildikten sonra geliştirdikleri dil , uslup değişmeye başladı.

 

İlginçtir ki kendini işin uzmanı sanan aktivistler o yandan bu yana sıçrarken zaten bilmedikleri sol argumanı kullanmaktan çekinmediler. Saldırgan yürütülen muhalefet eleştiri olmaktan çıkarak hedefli ve niyetli tutuma dönüştü. Düne kadar halkın yokluğunu yazamayanlar, halkın sesini duymayanlar bu günlerde solculuk kısvesi altında kentin ayarlarıyla oynamaya çalışıyor. Bir yere kadar susup dinlediğimiz bu saldırgan söylemler kayyum gibi faşizan bir dile dönüşünce artık bizlere de cevap hakkı doğmuş oldu. Türkiye sol hareketi yıllardır askeri darbelere hayır derken bu darbeler artık şekil değiştirerek başka bir hal aldı. İstanbul eylemleri ülkeye sıçrayıp kayyuma hayır diyen, bayrak flamaları ile kayyumun karşısında olan Türkiye işçi sınıfının partisinin kontrol edemediği bazı yöneticileri, adayları, üyeleri kayyum söylemlerini beğenmeye başladı. Siyasi tutumunu iyi bildiğimiz Türkiye İşçi partisine soruyoruz herhangi bir üyeniz , adayınız, yöneticiniz kayyumu öven söylemlere katıldımı, beğendimi? Bunun cevabını öğrenmek için sormak en doğal hakkımız. Demokratikleşmenin , sol sosyalist siyasetin önemli dinamiklerini oluşturanların uzun soluklu mücadelelerini kendi menfaatleri için kullananlarla elbette mücadele edeceğiz.

 

Aktivist olmanın temelinde yatan büyük öğreti ve tarih içerisindeki örnekleri sunmak sanırım etiket gibi kendi üzerine yapıştırmaya çalışanlara cevapta olacaktır. Nelson Mandela bunun en büyük örneklerinden biridir. Apartheid karşıtı hareketin en önemli figürü ve aktivisti idi. Harriet Tubman kölelik karşıtı en büyük aktivistti. Papatya Bates gazete yayımcısı ve adalet akticvisti üç beyaz adamın annesini öldürmesiyle kendini adalet için savaşmaya yöneltti. u örnekleri veriyoruz ki toplumsal bilinç olarak karşı durduğumuz şeyleri kimin için ve ne için verdiğimizi veya verdiklerini bilelim. Öyle stiker gibi alıp yapıştırılan bir durum olmadığı anlaşılsın. Bu köşe yazısında mümkün olduğunca kişiselleştirmeden anlattıklarımız umuyoruz ki birilerine öğreti olur.

 

Aktivizmi örneklendiriyoruz çünkü kullandığımız cümlelerin hangi mücadeleye hizmet ettiğini görelim ve gösterelim istiyoruz.

Didim’de Aktivist Ayşenur Ezgi etti parkını zaman geçirmeden hayata geçiren yönetime bir kez teşekkür edemeyenler çıkıp ta aktivistlik yapmaya kalkmasın.

 

Asıl konumuza gelirsek Kayyum isteyenlerin hangi temele hizmet ettiğini, neyin mücadelesini ne için verdiklerini anlamış oluruz. Siyasetin fay hattı bu kadar kırık ve değişkenken kimin kime hizmet ettiğini anlamadan yargılar oluşturmak çokta akıl karı değil. Ne olursa olsun seksenli yılları yaşayan bizler darbelerin gölgesinde kalan çocukluklarımız ve hayallerimiz tamda bu kayyum kafasında olanlar yüzünden hep karanlıkta kaldı. Kişisel kin, nefret ve çıkar döngülerini toplumsal bir durum gibi ortaya koymaya çalışanlar bu topluma , bu kente hizmet ettiğini sakın düşünmesin. Düne kadar emek , barış, adalet diyenlerin bu gün kendilerini toplumun önüne atarak kayyum demesi, kayyum diyenleri beğenmesi ve övmesi anlaşılır olmadığı kadar tehlikelidir de.

 

Alttan alta korkunç bir plan dahilinde bunu yayanlar bu kente en büyük kötülüğü yaptıklarının farkında bile değiller. Ama öyle kolay değil halk iradesini yok sayarak ortalıkta dolanmak. Bu güne kadar Didim’e dair , ülkeye dair, ekonomiye dair , iktidara dair cümle kullanamayanlar çıkıp kayyum diyorsa işte orada bu halk buna dur diyecektir. Bu kent kırılan siyasi hattın muhalif oyuncağı değildir. Bu kentte bu ülkede o kadar yazılacak şey varken dönüp dönüp aynı yere saldırmanın mutlaka bir arka planı vardır. Biz bu arka planı olanların karşısında halkın iradesinin yanında koşulsuz olacağız. Didim seçmeni, Didim’in seçim iradesi kimsenin özeline ve kötü niyetine bırakılamaz.

 

Nihat Coşkun

YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)

ÜYE GİRİŞİ

KAYIT OL