Toplum olarak en sevdiğimiz o bağın üzümü değil bağın sahibi. Biz varlığımızın ispatını saldırarak anlattığımızdan bu yana olan hep bağcılara oldu. İletişim kanallarının kullanılmadığı her şeyin sözsel şiddete bağlandığı..
Toplum olarak en sevdiğimiz o bağın üzümü değil bağın sahibi. Biz varlığımızın ispatını saldırarak anlattığımızdan bu yana olan hep bağcılara oldu. İletişim kanallarının kullanılmadığı her şeyin sözsel şiddete bağlandığı bir çağda ben merkezli yazılan yazılar, kullanılan sözcükler malesef ki gelişmiş bir düşünme sürecinin değil gelişmemiş şiddet içerikli, yıkıma odaklı, bireysel çıkara odaklı bir yol izler oldu.
İki gündür sürdürülen bir tartışma her ne kadar biz içerisinde olmasak ta aynı sahada olmamızdan kaynaklı bize söz hakkı verdi. Özgür Özel toplu açılışlar için Aydın Kuşadası ve Didim’e geldi. Gelmeden önce bir dizi tartışma zaten vardı. Mesela Aydın programı Büyükşehirde neden çok duyurulmadı, neden ilçe açılışlarına yer verilmedi tartışmaları sürerken bir yandan da Didim’de zamanı hesaplanmış yayınlar ortaya çıktı. Toplumsal güvenini kaybetmiş bazı medyalar yalıtılmış ve odaklanmış bir sürece imza attılar.
Yazmak ile dövmek arasında ki ince çizgide aslında ne amaçlandığı ile ilişikli olarak yürüyor. Sürekli yerden yere vurmanın, sürekli eleştirmenin arkasında mutlaka o rüzgarı veren bir güç vardır.
Saat 16.00 itibari ile Ayşenur Ezgi Eyri parkı Özgür Özel’i karşılamak isteyenlerle doldu. Özgür Özel’e yakın zamanda yapılan saldırıdan dolayı güvenlik önlemlerini artıran koruma ekibi sürecin tamamını kontrol etti. Basın için akreditasyon kartları tüm basın mensuplarına girişte verildi. Kartını alan basın mensupları sahnenin içerisinde yerlerini aldı. Protokolün gelmesi öncesi fotografların çekilip protokolün yan kısımlarında konumlanmaları söylendi. Özgür Özel’in gelmesine yakın koruma ekibi oldukça sıkı bir güvenlik protokolü uyguladı. Basın içinde asıl eleştirilen bölümde burası oldu. Özgür Özel’in gelmesi sonrası gelen basın mensupları korumalarla karşı karşıya geldi. Bu noktaya tepki gösteren medya basın alınmadı yazıları yazarken detayları anlatmayı unuttu.Farklı anlatılanların sahada olan biri olarak doğru olduğunu düşünmemekle birlikte tamamen bağcıyı döğmekle alakalı bir niyetle olduğunu düşünüyorum Gözlerimize mi yoksa yazılana mı inanmak derseniz elbette kendi gözlerimize inanırız. İlginçtir ki medya çıldırmış dediğimiz yerde burası oldu. Onca zamandır ülkede ki tartışmalardan uzak olan, ülke gündemini hiç yazmayıp belediyelere yüklenen medyanın bu belediyecilik anlayışı bizi şaşırtıyor. Neden sürekli bir belediye başkanı gece gündüz hedef yapılır, neden başka gündemlere yer verilmez. Bir kentte sadece belediye yer almaz, dernekler, kültürel alanlar, sosyal yaşam bir çok konu yer alırken usanmadan bir yeri hedef almak ancak yazının başındaki bağcıyı dövme anlayışı ile açıklanabilir. Aklımızda deli sorular var elbet cevabını çok iyi bildiklerimizde dahil.
Özgür Özel geldi açılışları yaptı. Kentte yeni yaşam alanları açıldı. Benimde kafama takılan sorular var elbet. Mesela herkesin dilinde dolanan basın sözcüğü bizlere özel bir hak, konum mu sağlar. Yazdıklarımızın odağına neden bireyi, kurumu alırız da toplumsal olarak genel çerçevede yazmayız. Yanı başındaki medya ile savaşırken basın özgür müdür. İyi şeyler yazarsın yönetime dair yandaş derler, eleştirirsin muhalefet olursun. Yaftalar, yakıştırmalar meslek içi arşa ulaşmışken bireyci, çıkarcı kalemlerin kalem uçları malesef ki artık bağcıyı dövmekten başka yazmayacaktır. Hak hukuk ve adalet derken temel demokratik eleştirme hakkını saldırıya çevirenler elbette bağcıyı dövecektir, dövmeyede devam edecek.
Mevlana der ki bana gözünle bakarsan beni, bana gönlünle bakarsan seni görürsün..
İşte bütün mesele nasıl baktığımızda..
Nihat Coşkun
YORUMLAR (İLK YORUMU SİZ YAZIN)